Cesur tavşanın korkularını yenerek küçük sincabı kurtardığı, fantastik ormanda geçen masalsı çocuk kitabı illüstrasyonu.

Cesur Tavşan Korkularını Yenen Minik

Bir varmış, bir yokmuş… Yemyeşil ağaçların gökyüzüne uzandığı, rengârenk çiçeklerin mis gibi kokular saçtığı büyük bir ormanda yaşayan sevimli bir tavşan varmış. Bu tavşanın adı Pamukmuş.

Pamuk’un bembeyaz tüyleri, uzun kulakları ve pırıl pırıl parlayan gözleri varmış. Ancak onun küçük bir sırrı bulunuyormuş. Pamuk, en ufak sesten bile korkarmış. Yaprak hışırdasa saklanır, rüzgâr biraz sert esse yuvasına koşarmış.

Ormandaki diğer hayvanlar onu severmiş ama Pamuk daima şöyle dermiş:

“Keşke ben de cesur olabilsem.”

Bir sabah ormanda güneş ışıkları ağaçların arasından süzülürken yaşlı Baykuş yüksek bir dala konmuş.

“Bugün cesaret günü olacak.” demiş.

Hayvanlar şaşkınlıkla birbirlerine bakmışlar.

Tam o sırada minik sincap Misket telaşla koşarak gelmiş.

“Yardım edin! Kardeşim meşe ağacının kovuğunda mahsur kaldı.”

Bütün hayvanlar bir anda sessizleşmiş. Çünkü kovuğun bulunduğu yere gitmek için dar ve sallanan eski bir tahta köprüden geçmek gerekiyormuş.

Kimse ilk adımı atmaya cesaret edememiş.

Pamuk’un kalbi hızla atıyormuş.

“Korkarım…” diye fısıldamış kendi kendine.

Tam geri dönecekken yaşlı Baykuş ona gülümsemiş.

“Cesaret korkmamak değildir, korksan bile doğru olanı yapabilmektir.”

Pamuk bu sözleri uzun uzun düşünmüş.

Derin bir nefes almış.

Sonra ilk adımını köprüye atmış.

Köprü hafifçe sallanmış.

Pamuk’un dizleri titremiş ama durmamış.

Bir adım daha…

Sonra bir adım daha…

Sonunda karşı kıyıya ulaşmış.

Kovuktaki küçük sincabı dikkatlice çıkarmış.

“İyi misin?” diye sormuş.

Küçük sincap gülümseyerek,

“Sayende kurtuldum.” demiş.

Pamuk, sincabı sırtına alıp köprüden birlikte geçmiş.

Ormanın bütün hayvanları sevinçle alkışlamış.

Tilki:

“Gerçek kahraman sensin.”

Kaplumbağa:

“En büyük cesaret kalpte olur.”

Kirpi:

“Bugün hepimize örnek oldun.”

demiş.

Pamuk şaşkınlıkla gülümsemiş.

“Ben hâlâ biraz korkuyordum.”

Yaşlı Baykuş kanatlarını açarak cevap vermiş:

“İşte gerçek cesaret tam da budur.”

O günden sonra Pamuk hiç korkmamış mı?

Elbette korkmuş.

Fakat artık korkularının onu durdurmasına izin vermemiş.

Yeni arkadaşlar edinmiş, yardıma ihtiyacı olan herkese koşmuş ve her gün biraz daha özgüven kazanmış.

Ormandaki yavru hayvanlar da ondan ilham almış.

Çünkü anlamışlar ki güçlü olmak, en iri ya da en hızlı olmak demek değilmiş.

Gerçek güç; iyi kalpli olmak, doğru olanı yapmak ve başkalarına yardım etmekmiş.

Pamuk ise artık yalnızca sevimli bir tavşan değil, bütün ormanın “Cesur Tavşanı” olarak anılmaya başlamış.

Ve o günden sonra ormanda korkudan değil, cesaretten bahseden masallar anlatılmış.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir