Bir varmış, bir yokmuş…
Uzaklarda, yemyeşil bir orman varmış.
Bu ormanda ağaçlar uzun,
çiçekler renk renk,
kuşlar da cıvıl cıvıl ötermiş.
Ormanın en güzel özelliği ise başka hiçbir ormanda yokmuş:
Orman, geceleri ninni söylermiş.
Güneş yavaş yavaş gökyüzünden çekilince,
ağaçların yaprakları hafifçe sallanırmış.
Fışır fışır…
Fışır fışır…
Sanki orman şöyle dermiş:
“Uyu minik kuşum,
uyu güzel yavrum.
Gece geldi usulca,
rüyalar gelsin yanına.”
Bir gün, minik Tavşan Pofuduk ormanda dolaşırken yorulmuş.
Önce bir çiçeğin yanına oturmuş.
Çiçek başını sallamış.
“Şşş… Dinle,” demiş.
Pofuduk kulaklarını dikmiş.
Uzaklardan bir ses geliyormuş:
“Fışır fışır,
şşş şşş…
Uyku gelir,
yavaş yavaş…”
Pofuduk gülümsemiş.
Sonra küçük bir kuş dalına konmuş.
“Cik cik,” demiş kuş.
“Ben de ninniye eşlik edeyim.”
Kuş kanatlarını kapatmış.
Orman daha da sessizleşmiş.
Dere:
Şırıl şırıl…
Yapraklar:
Fışır fışır…
Kuş:
Cik cik…
Rüzgâr:
Huuu…
Hepsi birlikte yumuşacık bir ninni olmuş.
Pofuduk gözlerini yavaşça kapatmış.
Ormanın büyük ağacı dallarını onun üzerine uzatmış.
“Buradasın,” demiş ağaç.
“Güvendesin.”
Pofuduk derin bir nefes almış.
Bir kez…
İki kez…
Üç kez…
Sonra annesinin sıcaklığını düşünmüş.
Yumuşacık yuvasını düşünmüş.
Ve ormanın sesini dinlemiş.
**“Uyu minik kuşum,
uyu güzel yavrum.
Ay ışığı yanında,
yıldızlar başucunda.
Fışır fışır yapraklar,
şırıl şırıl dereler…
Tatlı rüyalar gelsin,
uyusun minik gözler…”**
Ay, gökyüzünde gülümsemiş.
Yıldızlar birer birer parlamış.
Orman da sessizce ninni söylemeye devam etmiş.
Fışır fışır…
Şırıl şırıl…
Şşş…
Pofuduk uyumuş.
Kuş uyumuş.
Çiçekler uyumuş.
Ve bütün orman, gece boyunca minik yavrulara şöyle fısıldamış:
**“Gece güzel,
uyku güzel.
Sen güvendesin.
Her şey güzel.
Uyu minik yavrum…
Uyu…”**
Ve o geceden sonra, ormana gelen her minik yavru aynı şeyi duymuş:
Ninni söyleyen ormanın yumuşacık sesini.
Fışır fışır…
Şşş şşş…
Tatlı rüyalar…
Uyu uyu…