Nazik olmayı öğrenen Orman Kralı Roko ve ormandaki hayvanları gösteren masalsı suluboya illüstrasyonu

Nazik Olmayı Öğrenen Orman Kralı

Uzaklarda, yemyeşil ağaçların gökyüzüne uzandığı, çiçeklerin renk renk açtığı ve derelerin şırıl şırıl aktığı büyülü bir orman varmış. Bu ormanda tavşanlardan sincaplara, kuşlardan kirpilere kadar yüzlerce hayvan huzur içinde yaşarmış. Ormanın tam ortasında ise görkemli bir kayanın üzerine kurulmuş büyük bir saray bulunurmuş. Bu sarayda, ormanın kralı olan Aslan Roko yaşarmış. Roko güçlü, cesur ve heybetli bir aslanmış ama ne yazık ki çok önemli bir şeyi henüz öğrenememiş: Nazik olmayı.

Kral Roko sabahları sarayından çıkar çıkmaz yüksek sesle kükreyerek ormanda dolaşırmış. Bir gün karşısına küçük bir tavşan çıkmış. Tavşan, elindeki havuçları dikkatlice taşırken kralın yolu üzerine düşmüş. Roko kaşlarını çatıp, “Önümden çekil, küçük tavşan! Yolumu kapatma!” diye bağırmış. Zavallı tavşan korkudan kulaklarını indirmiş ve hemen kenara çekilmiş. Roko yoluna devam etmiş ama tavşanın üzgün gözlerini fark etmemiş.

Biraz ileride Roko, yaşlı kaplumbağa Tombi’yi görmüş. Tombi ağır ağır yürüyerek saraya doğru gidiyormuş. Kral sabırsızlanıp, “Neden bu kadar yavaşsın? Biraz hızlansana!” demiş. Tombi başını kaldırıp sakin bir sesle, “Herkesin yürüme hızı farklıdır Kral Roko. Yavaş olmak, değersiz olmak anlamına gelmez.” diye cevap vermiş. Roko bu sözlere pek aldırmamış. “Ben ormanın kralıyım. Herkes benim gibi hızlı ve güçlü olmalı!” diyerek uzaklaşmış.

O gün öğleden sonra Roko sarayın bahçesinde büyük bir ziyafet hazırlatmış. Masaların üzerine ballı meyveler, taze otlar, orman börekleri ve rengârenk meyveler dizilmiş. Hayvanlar heyecanla ziyafete gelmişler. Ancak Roko misafirleri karşılamak yerine, “Herkes sıraya girsin! Kimse izinsiz hiçbir şeye dokunmasın!” diye sertçe bağırmış. Hayvanlar birbirlerine bakmış. Kimse kralı üzmek istemiyormuş ama herkesin içi biraz burkulmuş.

Tam o sırada küçük bir serçe, masanın kenarındaki bir üzüm tanesini yanlışlıkla yere düşürmüş. Roko bunu görünce öfkelenmiş. “Ne yaptın sen? Ne kadar dikkatsizsin!” diye bağırmış. Serçenin gözleri dolmuş. Başını eğerek, “Özür dilerim Kral Roko. İstemeden oldu.” demiş. Roko cevap vermeden arkasını dönmüş. O anda yaşlı kaplumbağa Tombi, Roko’nun yanına yaklaşmış ve ona sessizce, “Güçlü olmak, başkalarını korkutmak değildir. Asıl güç, gücünü kullanabilecekken nazik olmayı seçebilmektir.” demiş.

Roko ilk kez Tombi’nin sözlerini düşünmüş. O gece sarayının penceresinden ormana baktığında garip bir şey fark etmiş. Hayvanların çoğu kendi aralarında neşeyle konuşuyor, fakat onu görünce sessizleşiyorlarmış. Tavşanlar çalıların arkasına saklanıyor, kuşlar başka dallara uçuyor, sincaplar yollarını değiştiriyormuş. Roko’nun kalbi sıkışmış. “Ben onların kralıyım ama neden yanımda mutlu değiller?” diye kendi kendine sormuş.

Ertesi sabah Roko saraydan çıktığında ormanda alışılmadık bir sessizlik varmış. Gece boyunca kuvvetli bir fırtına çıkmış ve ormanın birçok yerindeki dallar kırılmış. Küçük bir köprü de yıkılmış. Hayvanlar karşıya geçemiyormuş. Roko hemen güçlü pençeleriyle büyük dalları kaldırmaya başlamış. Bir süre sonra tavşanlar, sincaplar ve kunduzlar da yardım etmek için yanına gelmiş. Roko şaşkınlıkla, “Bana yardım etmeye neden geldiniz?” diye sormuş. Tavşan gülümseyerek, “Çünkü sen bizim kralımızsın. Kral zor zamanlarda halkının yanında olur.” demiş.

Bu söz Roko’nun kalbine dokunmuş. O an, güçlü olmanın yalnızca kükremek ve emir vermek olmadığını anlamış. Roko, hayvanların yanında saatlerce çalışmış. Köprü yeniden yapılmış, kırılan dallar temizlenmiş ve yuvaları zarar gören hayvanlara yeni yuvalar hazırlanmış. İşleri bittiğinde Roko herkese dönüp, “Bugüne kadar sizden hep bir şeyler istedim ama size teşekkür etmeyi unuttum. Beni affeder misiniz?” diye sormuş. Hayvanlar önce şaşırmış, sonra küçük serçe öne çıkıp, “Özür dilemek de büyük bir iyiliktir.” demiş.

O günden sonra Kral Roko değişmeye karar vermiş. Sabahları ormanda dolaşırken karşılaştığı herkese selam vermeye başlamış. Küçük tavşanı gördüğünde, “Günaydın, güzel tavşan. Bugün nasıl hissediyorsun?” diye sormuş. Yaşlı Tombi’yi gördüğünde ise onun yavaş yürümesini bekleyip yanında ilerlemiş. Serçeyle karşılaştığında da ona gülümseyerek, “Geçen gün sana bağırdığım için özür dilerim.” demiş. Serçe sevinçle kanatlarını çırpmış ve Roko’nun başının üzerinde küçük bir daire çizmiş.

Günler geçtikçe ormandaki değişim herkesin dikkatini çekmiş. Roko artık emir vermek yerine rica ediyor, bir şey aldığında teşekkür ediyor, hata yaptığında özür diliyor ve konuşanları sözlerini bitirene kadar dinliyormuş. Bir gün sarayın önünde bütün hayvanlar toplanmış. Roko onlara bakıp, “Ben kral olduğum için herkesin benden korkması gerektiğini sanıyordum. Oysa şimdi anlıyorum ki iyi bir kral, korkulan değil, güvenilen kraldır.” demiş.

Yaşlı Tombi gülümseyerek başını sallamış. “İşte şimdi gerçek bir orman kralı oldun Roko.” demiş. Hayvanlar alkışlamış, kuşlar şarkılar söylemiş, sincaplar dallardan dallara neşeyle atlamış. O gün ormanda büyük bir şenlik düzenlenmiş. Roko ise şenliğin en güzel yiyeceklerini kendisine ayırmak yerine herkese eşit şekilde dağıtmış.

O günden sonra Orman Kralı Roko’nun sarayının kapısına küçük bir tahta levha asılmış. Levhada şu sözler yazıyormuş: “Güçlü olmak başkalarını ezmek değil, onlara iyilik edebilmektir.” Roko bu sözü her sabah okuyarak güne başlarmış. Çünkü artık biliyormuş ki nazik bir söz, kocaman bir kalbin kapısını açabilir; bir teşekkür, bir gülümseme ve içten bir özür ise bir ormanın havasını bile değiştirebilir.

Ve derler ki o büyülü ormanda yaşayan hayvanlar yıllar boyunca Roko’nun değişimini çocuklarına anlatmışlar. Onlara, “Küçük ya da büyük, güçlü ya da güçsüz olmanız önemli değil. Her zaman nazik olmayı seçebilirsiniz.” demişler. Böylece ormanda yalnızca ağaçlar değil, iyilik de büyümüş. Çünkü herkes anlamış ki gerçek krallık, başkalarının üzerinde değil, kendi davranışlarının üzerinde hüküm kurabilmektir.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir