Bir varmış, bir yokmuş…
Uzaklarda, yemyeşil ağaçların gökyüzüne değdiği, çiçeklerin rüzgârla dans ettiği Güneşli Vadi adında güzel bir orman varmış.
Bu ormanda birbirinden farklı hayvanlar yaşarmış. Kimi hızlı koşar, kimi yüksekten uçarmış. Kimi de ağaçların dallarından dala atlayarak gün boyu oyun oynarmış.
Vadinin kenarındaki küçük bir göletin yanında ise Mino adında minik bir kaplumbağa yaşarmış.
Mino çok meraklıymış.
Her sabah erkenden uyanır, gökyüzüne bakar, çiçekleri koklar ve ormanda yeni bir şey keşfetmek için yola çıkarmış.
Ama Mino’nun bir derdi varmış.
Diğer hayvanlar kadar hızlı olmadığını düşünüyormuş.
“Keşke ben de tavşan kadar hızlı koşabilseydim,” diye iç geçirirmiş.
Bir gün ormanda büyük bir yarış düzenleneceğini duymuş.
Yarışın adı Gökkuşağı Tepesi Yarışıymış.
Tavşan Pati, sincap Fındık ve geyik Lila yarışa katılacakmış.
Mino da cesaretini toplayıp yarış alanına gitmiş.
Tavşan Pati onu görünce gülümsemiş.
“Sen de mi yarışacaksın Mino? Ama sen çok yavaşsın!”
Mino’nun kalbi biraz kırılmış.
Yine de başını kaldırmış.
“Belki hızlı değilim,” demiş, “ama denemek istiyorum.”
Yarış başlamış.
“Hazır… Başla!”
Tavşan Pati bir anda ileri fırlamış.
Sincap Fındık ağaçların arasından sıçrayarak onu takip etmiş.
Geyik Lila ise uzun adımlarla ilerlemiş.
Mino ise…
Yavaşça yürümeye başlamış.
Bir adım.
Sonra bir adım daha.
Yolun ortasında küçük bir karınca görmüş.
Karınca, taşıdığı büyük bir ekmek kırıntısını yuvasına götürmeye çalışıyormuş.
Mino durup sormuş:
“Yardım ister misin?”
Karınca başını sallamış.
“Evet, bu parça benim için çok ağır.”
Mino, yarışmayı unutup karıncanın yükünü yuvasına kadar taşımasına yardım etmiş.
“Teşekkür ederim Mino!” demiş karınca.
Mino yeniden yola koyulmuş.
Bir süre sonra önünde küçük bir dere belirmiş.
Tam o sırada Fındık’ı görmüş.
Sincap Fındık’ın ayağı bir dala takılmış ve hareket edemiyormuş.
Mino hemen yanına gitmiş.
“İyi misin?”
“Sanırım takıldım,” demiş Fındık.
Mino, sabırla dalı kenara itmiş.
Fındık kurtulmuş.
“Teşekkür ederim!” demiş.
Mino gülümsemiş.
“Önemli değil.”
Sonra yoluna devam etmiş.
Güneş yavaş yavaş batmaya başlarken Mino, Gökkuşağı Tepesi’ne yaklaşmış.
Fakat tepenin hemen önünde büyük bir kalabalık varmış.
Tavşan Pati, geyik Lila ve sincap Fındık oradaymış.
Mino şaşırmış.
“Ne oldu?”
Pati üzgün bir sesle cevap vermiş:
“Yolun sonundaki köprü kırılmış. Hepimiz burada kaldık.”
Mino etrafa dikkatlice bakmış.
Sonra biraz ileride duran sağlam dalları fark etmiş.
“Birlikte çalışırsak yeni bir geçit yapabiliriz,” demiş.
Hayvanlar hemen işe koyulmuş.
Kimi dal taşımış, kimi yaprakları toplamış, kimi de dalları birbirine bağlamış.
Mino ise sabırla herkese yardım etmiş.
Bir süre sonra küçük ama sağlam bir geçit yapmışlar.
Hep birlikte karşıya geçmişler.
Ve sonunda Gökkuşağı Tepesi’ne ulaşmışlar.
Gökyüzünde rengârenk bir gökkuşağı belirmiş.
O anda ormanın bilge baykuşu ortaya çıkmış.
“Bugünün kazananı belli oldu,” demiş.
Herkes merakla bakmış.
Baykuş, Mino’nun yanına uçmuş.
“Bugün Mino bize önemli bir şey öğretti. Yarışlarda yalnızca en hızlı olmak önemli değildir. Sabırlı olmak, yardım etmek ve vazgeçmemek de büyük bir başarıdır.”
Tavşan Pati başını öne eğmiş.
“Mino, senden özür dilerim. Yavaş olduğun için senin başarılı olamayacağını düşündüm.”
Mino gülümsemiş.
“Her canlının farklı bir gücü vardır,” demiş. “Sen hızlı koşabilirsin. Fındık çok iyi tırmanabilir. Lila çok güçlü olabilir. Ben ise sabırlı olabilirim.”
Hayvanlar hep birlikte gülümsemiş.
O günden sonra Mino artık kendisini başkalarıyla karşılaştırmamış.
Çünkü anlamış ki…
Bir çiçek, bir ağaca benzemek zorunda değilmiş.
Bir kaplumbağa da bir tavşan gibi hızlı olmak zorunda değilmiş.
Herkesin dünyaya katacağı güzel bir şey varmış.
Mino da kendi yolunda, kendi hızında ilerlemeye devam etmiş.
Ve Güneşli Vadi’de o günden sonra sık sık şu söz duyulur olmuş:
“Yavaş ilerlemek sorun değildir. Önemli olan güzel bir kalple yürümeye devam etmektir.”
Gökkuşağı gökyüzünde parladıkça Mino’nun küçük kabuğu da ışıl ışıl parlar olmuş.
Masal da burada bitmiş.
Ama Mino’nun maceraları, Güneşli Vadi’de uzun yıllar devam etmiş.
Gökten üç elma düşmüş: Biri merak eden çocuklara, biri yardım etmeyi sevenlere, biri de kendi hızında ilerlemekten korkmayanlara.
Masalın Çocuklara Öğrettiği Değerler
Sabır: Her şey hemen gerçekleşmeyebilir. Sabırla devam etmek önemlidir.
Yardımlaşma: Başkalarına yardım etmek hem onları hem de bizi mutlu eder.
Özgüven: Her çocuğun kendine özgü güçlü yönleri vardır.
Pes etmemek: Başkalarından daha yavaş ilerlemek başarısız olduğumuz anlamına gelmez.
Kendini başkalarıyla kıyaslamamak: Her insanın ve her canlının farklı yetenekleri vardır.