Mavi yapraklı büyülü ağacın tavşan, kirpi, sincap ve diğer orman hayvanlarıyla çevrili olduğu çocuklar için fantastik masal illüstrasyonu.

Mavi Yapraklı Ağaç

Bir zamanlar, yemyeşil tepelerin arasında saklı, rengârenk çiçeklerle dolu Gülümseyen Orman adında büyülü bir yer varmış. Bu ormanda yaşayan hayvanlar birbirlerine yardım eder, ağaçlar ise rüzgâr estikçe masallar fısıldarmış.

Ormanın tam ortasında, diğer bütün ağaçlardan farklı olan çok özel bir ağaç yaşarmış. Onun yaprakları yeşil değil, gökyüzü kadar parlak maviymiş. Bu yüzden herkes ona Mavi Yapraklı Ağaç dermiş.

Mavi Yapraklı Ağaç sadece güzelliğiyle değil, bilgeliğiyle de tanınırmış. Yaprakları rüzgârda sallandığında minik çınlamalar çıkarır, sanki çocuklara güzel öğütler verirmiş.

Bir gün, meraklı bir tavşan olan Mino, ağacın yanına gelmiş.

“Sevgili Mavi Yapraklı Ağaç,” demiş, “Sen neden diğer ağaçlara benzemiyorsun?”

Ağaç hafifçe gülümsemiş.

“Çünkü her canlı farklıdır. Farklı olmak, eksik olmak değil; özel olmaktır.”

Mino bu sözü çok sevmiş ama tam anlamını anlayamamış.

Ertesi gün ormanda büyük bir fırtına kopmuş. Kuvvetli rüzgârlar dalları sallamış, yağmur hızla yağmış. Küçük kuşlar yuvalarını kaybetmiş, sincaplar korkuyla ağaçların kovuklarına saklanmış.

Fırtına dindiğinde birçok ağaç yapraklarını dökmüş. Ancak Mavi Yapraklı Ağaç hâlâ dimdik ayaktaymış. Mavi yaprakları güneş ışığını topluyor, etrafa yumuşacık bir sıcaklık yayıyormuş.

Üşüyen kuşlar onun dallarına konmuş.

Yorgun sincaplar gövdesine yaslanmış.

Kelebekler yeniden uçmaya başlamış.

Ormandaki herkes şaşkınlıkla ağaca bakıyormuş.

Bilge baykuş yavaşça konuşmuş:

“İşte gerçek güç budur. Güçlü olmak, sadece kendini korumak değildir. Başkalarına umut olabilmektir.”

Mino o anda Mavi Yapraklı Ağacın sözlerini anlamış.

Aradan günler geçmiş.

Bir sabah ormana küçük bir kirpi gelmiş. Dikenleri diğer kirpilerden daha kısa olduğu için kendini çok üzgün hissediyormuş.

“Ben diğerleri gibi değilim.” diye ağlamış.

Mino onu hemen Mavi Yapraklı Ağaca götürmüş.

Ağaç yumuşak bir sesle konuşmuş:

“Bak bana… Benim yapraklarım da diğer ağaçlardan farklı. Eğer herkese benzeseydim, bugün kimseye umut olamazdım.”

Kirpi düşünmüş.

O günden sonra dikenlerinin kısa olmasına üzülmek yerine zekâsını kullanmaya başlamış. Ormandaki dar tünellerden rahatça geçebiliyor, kaybolan minik hayvanlara kolayca ulaşabiliyormuş.

Herkes onun yardımseverliğini konuşmaya başlamış.

Mevsimler değişmiş.

Sonbahar gelince bütün ağaçların yaprakları sararmış. Ama Mavi Yapraklı Ağacın yaprakları yine gökyüzü kadar mavi kalmış.

Çocuklar uzak köylerden gelip onu görmek istermiş.

Ağaç her gelen çocuğa aynı cümleyi fısıldarmış:

“İyi kalpli olmak, en güzel renktir.”

Bu sözü duyan çocuklar arkadaşlarına yardım etmeye, hayvanları korumaya, doğayı temiz tutmaya başlamışlar.

Yıllar geçtikçe Gülümseyen Orman daha da güzelleşmiş.

Kimse yere çöp atmıyor, kimse ağaçlara zarar vermiyor, herkes birbirine sevgiyle davranıyormuş.

Çünkü herkes biliyormuş ki gerçek güzellik, dış görünüşte değil; iyi kalpte, paylaşmada, dürüstlükte ve doğayı korumaktadır.

Ve ne zaman gökyüzü masmavi olsa, insanlar uzaktan Mavi Yapraklı Ağacı hatırlarmış.

Onun yaprakları rüzgârla birlikte usulca sallanır ve sanki bütün çocuklara aynı mesajı yeniden söylerdi:

“Farklı olmak seni özel yapar. İyilik yapmak ise seni unutulmaz kılar.”

O günden sonra Mavi Yapraklı Ağacın masalı nesilden nesile anlatılmış. Çocuklar bu masalla büyümüş, doğayı sevmiş, paylaşmayı öğrenmiş ve kalplerindeki iyiliği hiç kaybetmemişler.

Masalın Öğüdü

Her insan ve her canlı birbirinden farklıdır. Farklılıklarımız bizi özel yapar. Doğayı koruyan, iyilik yapan, paylaşan ve dürüst davranan insanlar hem kendilerine hem de çevrelerine mutluluk getirir. Unutmayın; en güzel renk, sevgiyle dolu bir kalbin rengidir.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir