Aslan ile Fare masalında dostluk ve yardımlaşmayı anlatan, ormanda karşılıklı sevgiyle birbirine bakan aslan ve küçük fare illüstrasyonu.

Aslan ile Fare Masalı

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, yemyeşil ağaçların gökyüzüne uzandığı, rengârenk çiçeklerin mis gibi kokular yaydığı büyük bir orman varmış. Bu ormanda birbirinden farklı pek çok hayvan yaşarmış. Kimi dalların üzerinde şarkılar söyler, kimi çimenlerin arasında oyunlar oynar, kimi de günlerini yiyecek arayarak geçirirmiş. Ormanın en güçlü hayvanı ise kükremesiyle bütün ormanı titreten heybetli bir aslanmış. Adı Kral Aslan’mış.

Kral Aslan, güçlü pençeleri ve gür yelesiyle bütün hayvanların dikkatini çekermiş. Ormandaki herkes ondan biraz çekinir, karşısına çıktığında saygıyla eğilirmiş. Ancak Aslan, gücüne fazlasıyla güvendiği için bazen kendisini diğer hayvanlardan üstün görürmüş. Küçük hayvanların yapabileceklerini önemsemez, onların yardımlarına ihtiyaç duyabileceğini hiç düşünmezmiş.

Aynı ormanda, yaşlı bir meşe ağacının kovuğunda yaşayan Minik Fare adında sevimli bir fare varmış. Minik Fare, boyunun küçük olmasına aldırmadan her gün ormanı keşfeder, yeni şeyler öğrenir ve ihtiyacı olan hayvanlara yardım edermiş. Büyük hayvanlar onun küçücük patilerine bakıp gülümsermiş ama Minik Fare’nin kocaman bir kalbi varmış.

Bir sabah Minik Fare, yiyecek aramak için ormanda dolaşırken büyük bir kayanın gölgesinde uyuyan Kral Aslan’ı görmüş. Aslan öyle derin uyuyormuş ki kocaman göğsü her nefeste inip kalkıyormuş. Minik Fare, onun yanından sessizce geçmek istemiş ama merakına yenik düşerek Aslan’ın uzun yelesinin üzerine tırmanmış. Yumuşacık tüylerin arasında biraz dolaşmış, sonra da kuyruğunun ucuna doğru ilerlemiş.

Tam o sırada Aslan hafifçe kıpırdanmış. Minik Fare dengesini kaybederek Aslan’ın patisinin üzerine düşmüş. Bu küçük hareket, güçlü Aslan’ı uykusundan uyandırmaya yetmiş.

Aslan gözlerini açar açmaz patisini kaldırmış ve Minik Fare’yi yakalamış. Kocaman gözleriyle ona bakarak, “Sen de kimsin bakalım? Benim üzerimde ne işin var? Uykumu böldüğünün farkında mısın?” diye kükremiş.

Minik Fare korkudan titremeye başlamış. Ancak cesaretini toplayarak, “Affet beni Kral Aslan! Seni rahatsız etmek istemedim. Sadece ormanı keşfediyordum. Lütfen beni bırak. Belki bir gün ben de sana yardım edebilirim.” demiş.

Aslan, küçücük farenin bu sözlerini duyunca kahkahalarla gülmüş. “Sen mi bana yardım edeceksin? Ben koca ormanın en güçlü hayvanıyım! Senin gibi minicik bir fare bana nasıl yardım edebilir?” diye alay etmiş.

Minik Fare başını öne eğmiş ama umudunu kaybetmemiş. “Bazen en küçük canlılar bile en büyük yardımları yapabilir. Önemli olan kimin ne kadar güçlü olduğu değil, ne kadar iyi niyetli olduğudur.” diye karşılık vermiş.

Aslan bu sözlere şaşırmış. Bir süre düşündükten sonra Minik Fare’yi serbest bırakmış. “Peki bakalım küçük dostum, yoluna devam et. Ama bir daha uykumu bölme!” demiş.

Minik Fare sevinçle zıplayarak Aslan’a teşekkür etmiş ve hızla yuvasına doğru koşmuş. Aslan ise yeniden uykuya dalmış. Küçük farenin bir gün kendisine yardım edebileceği düşüncesi ona hâlâ çok komik geliyormuş.

Aradan birkaç gün geçmiş. Ormanda güneşli ve huzurlu bir sabah yaşanırken Aslan, yiyecek bulmak için ağaçların arasında dolaşmaya başlamış. Bir süre sonra avcıların ormana bıraktığı büyük bir ağa takılmış. Ne kadar çabalasa da ağdan kurtulamamış. Güçlü pençeleriyle ipleri çekmiş, kükremiş, sağa sola dönmüş ama ağ giderek daha fazla sıkışmış.

Aslan ilk kez gücünün her sorunu çözmeye yetmediğini anlamış. Ormanda yankılanan güçlü sesiyle yardım istemeye başlamış. “Yardım edin! Beni bu ağdan kurtarın!” diye kükremiş.

Ancak diğer hayvanlar avcıların tuzağından korktukları için yaklaşmaya cesaret edememiş. Aslan’ın sesi uzaklara kadar yayılırken Minik Fare de yuvasında dinleniyormuş. Tanıdık kükremeyi duyar duymaz kulaklarını dikmiş.

“Bu ses Kral Aslan’ın sesi! Galiba başı dertte.” diye düşünmüş ve hiç vakit kaybetmeden sesin geldiği yöne doğru koşmuş.

Ağaçların arasından ilerleyerek sonunda Aslan’ı bulmuş. Onu kocaman bir ağın içinde görünce hemen yanına yaklaşmış. Aslan, küçük fareyi görünce şaşkınlıkla, “Minik Fare! Sen burada ne arıyorsun? Lütfen uzaklaş, bu ağdan kurtulamıyorum.” demiş.

Minik Fare sakin bir sesle, “Merak etme Kral Aslan, sana yardım edeceğim. Beni bir zamanlar serbest bırakmıştın. Şimdi sıra bende.” diye cevap vermiş.

Aslan, farenin kendisini kurtarabileceğine hâlâ inanamıyormuş. Fakat başka çaresi de yokmuş. Minik Fare hemen keskin dişleriyle ağın iplerini kemirmeye başlamış. Bir ip, sonra bir başka ip derken ağın düğümleri yavaş yavaş çözülmeye başlamış.

Minik Fare yorulsa da pes etmemiş. Biraz dinleniyor, sonra yeniden çalışmaya koyuluyormuş. Sonunda son ip de kopmuş ve Kral Aslan özgürlüğüne kavuşmuş.

Aslan ayağa kalkmış, üzerindeki ipleri silkelemiş ve derin bir nefes almış. Küçük fareye minnetle bakarak, “Beni sen kurtardın! Daha önce küçücük olduğun için sana gülmüştüm. Oysa bugün anladım ki büyüklük yalnızca güçlü pençelere sahip olmak değildir.” demiş.

Minik Fare gülümseyerek, “Herkesin kendine göre bir yeteneği vardır Kral Aslan. Senin gücün var, benim de keskin dişlerim ve sabrım. Birlikte olduğumuzda aşamayacağımız zorluk çok azdır.” diye cevap vermiş.

Aslan başını sallayarak, “Haklısın küçük dostum. Bundan sonra hiçbir hayvanı görünüşüne ya da büyüklüğüne göre değerlendirmeyeceğim. Çünkü her canlının kendine özgü bir değeri var.” demiş.

O günden sonra Kral Aslan ile Minik Fare çok iyi arkadaş olmuşlar. Aslan, ormandaki küçük hayvanlara karşı daha anlayışlı davranmaya başlamış. Minik Fare ise gerektiğinde büyük dostuna yardım etmekten hiç çekinmemiş. Birlikte ormanda dolaşmış, diğer hayvanlarla dostluk kurmuş ve yardımlaşmanın önemini herkese göstermişler.

Zamanla bütün orman halkı onların arkadaşlığını örnek almaya başlamış. Çünkü herkes anlamış ki gerçek güç, başkalarını küçümsemekte değil, gerektiğinde onlara el uzatabilmekteymiş.

Ve böylece bir zamanlar küçücük bir farenin büyük bir aslanı kurtardığı bu ormanda dostluk, sevgi ve yardımlaşma hiç eksik olmamış. Gökten üç elma düşmüş; biri bu güzel masalı dinleyen çocuklara, biri dostlarına yardım edenlere, diğeri de kimseyi küçük görmeyenlere…

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir