İyilik yapmayı seven çocuğun yaşlı bir adama yardım ettiği, sihirli çınar ağacının bulunduğu masalsı köy illüstrasyonu.

Mavi Çınarın Altındaki İyilik

Bir zamanlar, yemyeşil tepelerin arasında kurulmuş küçük bir köy vardı. Köyün evleri rengârenk, pencereleri çiçeklerle süslüydü. Köyün tam ortasında ise herkesin çok sevdiği yaşlı bir çınar ağacı bulunurdu.

Bu çınarın yaprakları sıradan yapraklara benzemezdi. Sabah güneşi vurduğunda hafifçe maviye çalardı.

Bu yüzden köylüler ona Mavi Çınar derdi.

Köyde Ekin adında, meraklı ve güler yüzlü bir çocuk yaşardı.

Ekin’in en sevdiği şey, sabah erkenden evden çıkıp köyü dolaşmaktı. Kimi zaman fırıncı amcaya ekmek taşımada yardım eder, kimi zaman bahçesinde çalışan komşusunun düşen elmalarını toplardı.

Ama Ekin’in iyilikleriyle ilgili kimsenin bilmediği bir şey vardı.

Ekin, yardım ederken karşılığında bir şey beklemezdi.

Bir sabah annesi ona:

— Ekin, pazardan biraz un alıp eve getirir misin? diye sordu.

— Elbette! dedi Ekin ve sepetini koluna taktı.

Pazar dönüşünde Mavi Çınar’ın yanından geçerken bir ses duydu.

— Ah, keşke biraz daha güçlü olsaydım…

Ekin durdu.

Çınarın arkasına baktığında yaşlı bahçıvan Nuri Dede’yi gördü. Dedenin elindeki odun demeti yere saçılmıştı.

— Nuri Dede, iyi misiniz?

— İyiyim evladım. Sadece odunları taşımakta zorlandım.

Ekin hemen sepetini yere bıraktı.

— Ben yardım ederim.

Birlikte odunları topladılar. Ekin küçük elleriyle taşıyabildiği kadarını aldı. Sonra odunları Nuri Dede’nin evine kadar götürdü.

Nuri Dede gülümseyerek:

— Teşekkür ederim, Ekin. İyiliğin yolunu hiç şaşırmıyorsun.

Ekin başını salladı.

— Yardım edebiliyorsam ne mutlu bana.

Sonra sepetini alıp evine doğru koştu.

Aradan birkaç gün geçti.

O gün köyde büyük bir telaş vardı. Çünkü köyün yakınındaki dere, günlerdir yağan yağmur yüzünden kabarmıştı.

Köylüler evlerinin önündeki eşyaları güvenli yerlere taşıyor, çocukları da evlerinden çıkarmıyordu.

Tam o sırada Ekin, Mavi Çınar’ın altında küçük bir kız gördü.

Kızın adı Lina’ydı.

Lina’nın gözleri dolmuştu.

— Neden ağlıyorsun? diye sordu Ekin.

— Kedim Pofuduk evin arkasındaki kulübede kaldı. Annem beni dışarı çıkarmıyor. Pofuduk çok korkuyordur.

Ekin hemen kulübeye doğru gitmek istedi.

Fakat birkaç adım sonra durdu.

Dere taşmıştı.

Tek başına gitmek güvenli değildi.

Ekin, Lina’nın elini tuttu.

— Merak etme. Pofuduk’u bulmanın güvenli bir yolunu düşünürüz.

İkisi birlikte Lina’nın annesine gittiler. Ekin durumu anlattı.

Lina’nın annesi birkaç komşudan yardım istedi. Nuri Dede uzun bir tahta parçası getirdi. Fırıncı Hasan Amca el fenerini aldı. Birlikte güvenli bir şekilde kulübeye ulaştılar.

Bir süre sonra:

— Miyav!

diye bir ses duyuldu.

Lina’nın yüzü bir anda aydınlandı.

Pofuduk, kulübenin kuru bir köşesine saklanmıştı.

Lina kedisine sarılınca Ekin de gülümsedi.

— Gördün mü? dedi. Bazen bir iyilik, başka bir iyiliğin kapısını açar.

Ertesi sabah yağmur durmuştu.

Köyün üzerindeki bulutlar yavaş yavaş dağıldı. Güneş, Mavi Çınar’ın dallarından süzülerek yere altın renkli ışıklar bırakıyordu.

Fakat tuhaf bir şey olmuştu.

Çınarın bütün yaprakları solmuş görünüyordu.

Köylüler ağacın çevresinde toplandı.

— Mavi Çınar’a ne oldu? diye sordu Lina.

Nuri Dede ağacın gövdesine baktı.

— Belki de çok yoruldu, dedi.

Tam o sırada Ekin çınarın dibinde küçük bir taş gördü.

Taşın üzerinde şu sözler yazılıydı:

“İyilik, yalnızca yapılan bir şey değildir.
Bir kalpten diğerine geçen küçük bir ışıktır.”

Ekin yazıyı yüksek sesle okudu.

Köylüler sessizce birbirlerine baktılar.

Sonra Lina:

— Ben de iyilik yapmak istiyorum, dedi.

O gün Lina, evinin önüne bir kase su koydu.

Fırıncı Hasan Amca, yaşlı komşularına ekmek götürdü.

Nuri Dede, bahçesindeki çiçeklerden çocuklara tohum dağıttı.

Ekin ise köy meydanındaki yaşlıların taşıyamadığı sepetleri taşımaya devam etti.

Her biri küçücük bir şey yaptı.

Ama akşam olduğunda Mavi Çınar’ın yaprakları yeniden mavi mavi parlamaya başlamıştı.

Köylüler şaşkınlıkla ağaca baktılar.

Ekin gülümsedi.

— Sanırım çınar bize bir şey anlatıyor.

Lina merakla sordu:

— Ne anlatıyor?

Ekin ağacın yapraklarına baktı.

— Birine yardım ettiğimizde, iyilik orada bitmiyor. Bazen başka birinin kalbine gidiyor. Sonra o iyilik başka birine…

Tam o anda çınarın dallarından küçük bir mavi yaprak düştü.

Yaprak Lina’nın avucuna kondu.

Üzerinde tek bir kelime vardı:

“Devam.”

Lina gülümsedi.

— O zaman yarın da devam ederiz!

Ekin başını salladı.

— Yarın da. Sonraki gün de.

O günden sonra köyde garip ama güzel bir alışkanlık başladı.

Kimse “Bugün bana kim yardım edecek?” diye sormadı.

Herkes:

“Bugün ben kime yardım edebilirim?”

diye düşünmeye başladı.

Ve Mavi Çınar…

Her sabah yapraklarını biraz daha mavi açtı.

Çünkü köyde iyilik büyüdükçe, çınarın gölgesi de büyüyordu.

Böylece küçük bir çocuğun attığı minicik bir iyilik adımı, koca bir köyün yolunu aydınlattı.

Masal da burada bitti.
Ama iyilik hiç bitmedi.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir