Bir varmış, bir yokmuş…
Gökyüzünün en yumuşak yerinde,
minik minik yıldızlar yaşarmış.
Yıldızlar geceleri gökyüzüne çıkarmış.
Biri parıldarmış:
Pırıl pırıl…
Diğeri gülümsermiş:
Işıl ışıl…
Bir başka yıldız da usulca sallanırmış:
Sağa… sola…
sağa… sola…
Bir gece, Minik Yıldız gökyüzüne bakmış.
“Bu gece dans edelim mi?” demiş.
Diğer yıldızlar sevinmiş.
Pırıl!
Pırıl!
Pırıl!
Ve dans başlamış.
Minik yıldızlar sağa sallanmış.
Sağa…
Sola sallanmış.
Sola…
Yukarı çıkmışlar.
Yukarı…
Sonra usulca aşağı süzülmüşler.
Aşağı…
Ay da onları izlemiş.
“Ne güzel dans ediyorsunuz,” demiş Ay.
Yıldızlar biraz daha parlamış.
Pırıl pırıl…
ışıl ışıl…
Sonra gökyüzü sessizleşmiş.
Minik Yıldız yavaşça esnemiş.
“Artık uyku zamanı,” demiş.
Yıldızlar birbirlerine sokulmuş.
Ay onlara yumuşacık bir ışık vermiş.
Parla, parla, küçük yıldız…
Gece geldi, uyu biraz…
Gökyüzünde yıldızlar usulca gözlerini kapatmış.
Pırıl…
pırıl…
pırıl…
Ve Minik Yıldız tatlı bir uykuya dalmış.
Gökyüzü sessizmiş.
Gece sakinmiş.
Her şey huzurla parlıyormuş.
İyi geceler, Minik Yıldız.
İyi geceler, küçük dünya.
İyi geceler…