Uykucu Bulutun Rüyası masalında yağmur yağdıran sevimli bulut, çiçekli vadide tavşan ve kaplumbağayı mutlu ediyor

Uykucu Bulutun Rüyası

Gökyüzünün masmavi ülkesinde, pamuk şekerine benzeyen bembeyaz bulutların arasında küçük bir bulut yaşarmış. Adı Pofuduk Bulut’muş. Pofuduk Bulut diğer bulutlardan biraz farklıymış; çünkü sabahları güneş doğduğunda bile uyanmak istemez, öğle vakti geldiğinde hâlâ tatlı tatlı uyurmuş. Rüzgâr onu hafifçe dürter, kuşlar şarkılar söyler, güneş ışınlarını üzerine gönderirmiş ama Pofuduk Bulut gözlerini açmak yerine mırıldanırmış: “Biraz daha uyuyayım, gökyüzünün işleri nasıl olsa bekler.” Oysa Pofuduk Bulut’un gökyüzünde çok önemli bir görevi varmış.

Bir gün Pofuduk Bulut, gökyüzünün en sessiz köşesinde derin bir uykuya dalmış. Uyurken öyle güzel bir rüya görmüş ki kendisini rengârenk çiçeklerle dolu bir vadinin üzerinde süzülürken bulmuş. Vadide sarı kelebekler dans ediyor, minik kuşlar neşeyle ötüyor, ağaçların yaprakları rüzgârla şarkı söylüyormuş. Bir tavşan Pofuduk Bulut’a yaklaşarak, “Hoş geldin Uykucu Bulut! Seni uzun zamandır bekliyoruz,” demiş. Pofuduk Bulut şaşkınlıkla etrafına bakmış ve “Beni neden bekliyorsunuz?” diye sormuş. Tavşan gülümseyerek, “Çünkü yağmurun gelmesini bekleyen çiçeklerimiz var,” diye cevap vermiş.

Pofuduk Bulut o anda rüyasının sıradan bir rüya olmadığını anlamış. Vadideki çiçeklerin yaprakları susuzluktan hafifçe eğilmiş, küçük dere neredeyse tamamen kurumuş, ağaçların dalları sessizleşmiş. Pofuduk Bulut gökyüzüne yükselmek istemiş ama ne kadar uğraşırsa uğraşsın hareket edememiş. “Ben yalnızca uyumayı seviyorum, nasıl olsa yağmuru başka bulutlar yağdırır,” diye düşünmüş. Fakat çevresindeki canlıların ona umutla baktığını görünce içinden farklı bir ses yükselmiş: “Bazen küçücük bir görev bile başkalarının hayatında büyük bir değişiklik yaratabilir.”

Tam o sırada yaşlı bir kaplumbağa ağır adımlarla yanına gelmiş. Kaplumbağanın kabuğu güneşten parlıyor, gözlerinde yılların bilgeliği ışıldıyormuş. “Sevgili Pofuduk, dinlenmek güzeldir ama sorumluluklarımızdan kaçmak bizi gerçekten dinlendirmez,” demiş. Pofuduk Bulut başını eğerek, “Ama ben çok uykuluyum,” diye karşılık vermiş. Kaplumbağa gülümsemiş: “Uyku bedenine güç verir, fakat görevlerini zamanında yapmak kalbine huzur verir.” Bu sözleri duyan Pofuduk Bulut düşünmeye başlamış. Belki de uyanmak yalnızca gözlerini açmak değil, ihtiyaç duyulduğunda harekete geçmek demekmiş.

Birden gökyüzünden güçlü bir rüzgâr esmiş. Pofuduk Bulut’un rüyadaki bedeni hafiflemeye başlamış. Rüzgâr onu yukarı doğru taşırken Pofuduk Bulut bütün gücüyle kendini toparlamış. “Ben yapabilirim!” diye seslenmiş. Küçük bulut önce vadinin üzerine yükselmiş, sonra kendisini bembeyaz bir yağmur bulutuna dönüştürmüş. İçinde biriken minik yağmur damlaları ışıl ışıl parlıyormuş. Derken ilk damla çiçeğin üzerine düşmüş. Ardından ikinci damla, üçüncü damla ve sonra gökyüzünden sıcacık bir yağmur başlamış.

Vadideki çiçekler sevinçle başlarını kaldırmış, ağaçlar yapraklarını açmış, kurumuş dere yeniden şırıldamaya başlamış. Kelebekler yağmur damlalarının arasında dans etmiş. Tavşan, kaplumbağaya bakarak, “Bakın, Uykucu Bulut görevini hatırladı!” demiş. Pofuduk Bulut ise ilk kez kendisiyle gurur duyuyormuş. Daha önce uyanmayı zaman kaybı sanarken şimdi bir işe yaramanın verdiği mutluluğu keşfetmiş. “Demek ki sorumluluklarımızı yerine getirdiğimizde yalnızca başkalarını değil, kendimizi de mutlu ediyoruz,” diye düşünmüş.

Tam o sırada Pofuduk Bulut gözlerini açmış. Güneş çoktan yükselmiş, kuşlar gökyüzünde uçmaya başlamış. Pofuduk Bulut etrafına bakınca gördüğü rüyanın etkisi hâlâ içindeymiş. Aşağıda küçük bir kasaba, yeşil tarlalar ve rengârenk çiçekler varmış. Rüzgâr ona doğru yaklaşarak, “Günaydın Pofuduk! Bugün yağmura ihtiyacımız var,” demiş. Pofuduk Bulut hiç beklemeden gülümsemiş: “Hazırım!” demiş. O gün ilk kez güneş doğarken uyanmış ve görevini yapmak için gökyüzünde ilerlemeye başlamış.

Pofuduk Bulut o günden sonra yine zaman zaman uyurmuş. Çünkü uyumanın ve dinlenmenin büyümek, öğrenmek ve sağlıklı olmak için ne kadar önemli olduğunu artık biliyormuş. Fakat ne zaman bir görevi olduğunu bilse, önce görevini tamamlar, sonra huzurla dinlenirmiş. Çocuklara da görünmez bir mesaj gönderirmiş: “Dinlenmek çok güzeldir ama sorumluluklarını ertelememek daha güzeldir.” Böylece gökyüzündeki küçük Uykucu Bulut, her sabah yeni bir güne zamanında başlamanın, görevlerini severek yapmanın ve ihtiyaç duyanlara yardım etmenin mutluluğunu öğrenmiş.

O günden sonra gökyüzüne bakan çocuklar, pamuk gibi beyaz bir bulutun diğerlerinden biraz daha neşeli süzüldüğünü fark edermiş. O bulut Pofuduk Bulut’muş. Eğer bir gün sabah erkenden pencerenizi açıp gökyüzüne bakarsanız, onu görebilirsiniz. Belki size küçük bir yağmur damlasıyla el sallar, belki de sessizce şöyle fısıldar: “Güne güzel başla, görevlerini unutma, dinlenmeyi de ihmal etme.” Çünkü Pofuduk Bulut artık biliyormuş ki gerçek mutluluk; yalnızca güzel rüyalar görmekte değil, uyandığında dünyaya küçük de olsa bir iyilik katabilmekteymiş.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir