Uzaklarda, yemyeşil ağaçların gökyüzüne uzandığı, çiçeklerin mis kokularını rüzgâra bıraktığı bir ormanda küçük bir ayı yaşarmış. Adı Pati’ymiş. Pati, ormandaki hayvanların çoğu tarafından sevilirmiş; çünkü neşeli, meraklı ve oyun oynamayı çok seven bir ayıcıkmış. Fakat Pati’nin kimsenin pek bilmediği bir alışkanlığı varmış: Sahip olduğu şeyleri paylaşmayı hiç sevmezmiş. En güzel kozalakları, en tatlı meyveleri ve en parlak taşları kendisine saklarmış. Bir gün annesi ona, “Pati, bazen sahip olduğumuz güzel şeyleri başkalarıyla paylaşmak, onları daha da değerli hâle getirir,” demiş. Pati ise başını iki yana sallayarak, “Ama anne, benim olan şeyleri kendime saklamak istiyorum,” diye cevap vermiş.
Bir sabah Pati, ormanın derinliklerinde dolaşırken kocaman bir böğürtlen çalısına rastlamış. Çalının dalları, daha önce hiç görmediği kadar iri ve koyu mor böğürtlenlerle doluymuş. Pati’nin gözleri sevinçle parlamış. Hemen küçük sepetini doldurmaya başlamış. Bir böğürtlen, iki böğürtlen, üç böğürtlen derken sepeti ağzına kadar dolmuş. Tam eve dönecekken tavşan Lila karşısına çıkmış. Lila’nın karnı çok acıkmış. Pati’nin sepetindeki böğürtlenleri görünce çekinerek, “Pati, bana birkaç tane böğürtlen verir misin? Bugün henüz kahvaltı yapmadım,” demiş. Pati sepetini arkasına saklayıp, “Üzgünüm Lila, bunların hepsini ben buldum. Hepsini kendim yiyeceğim,” demiş. Lila’nın kulakları üzgünce aşağı düşmüş ve sessizce oradan uzaklaşmış.
Pati eve dönerken sepetine bakıp mutlu olmaya çalışmış. Ancak böğürtlenler düşündüğü kadar güzel görünmüyormuş artık. Eve vardığında annesi ona sofrayı hazırlamasında yardım etmiş. Pati, sepetindeki böğürtlenleri tabağına boşaltmış ve büyük bir iştahla yemeye başlamış. Fakat kısa süre sonra karnı iyice doymuş. Tabağında hâlâ bir sürü böğürtlen kalmış. Pati böğürtlenlere bakmış, sonra pencerenin dışındaki ormana göz atmış. Aklına Lila gelmiş. “Keşke birkaç tane verseydim,” diye düşünmüş. Ama henüz paylaşmanın neden güzel olduğunu tam olarak anlayamıyormuş.
Ertesi gün ormanda beklenmedik bir olay yaşanmış. Gece boyunca esen güçlü rüzgâr, birçok hayvanın yiyeceklerini dağıtmış. Sincap Momo’nun topladığı fındıklar toprağın her yerine saçılmış, kirpi Tonton’un elmalarından bazıları yuvarlanıp dereye düşmüş. Tavşan Lila ise yuvasında yalnızca küçük bir havuç bulabilmiş. Ormandaki hayvanlar yiyeceklerini yeniden toplamaya çalışırken Pati, annesiyle birlikte yürüyüşe çıkmış. Bir ağacın altında üzgün oturan Lila’yı görünce durmuş. Lila’nın önünde yalnızca küçücük bir havuç parçası varmış.
Pati o anda sepetindeki böğürtlenleri hatırlamış. İçinde garip bir sıcaklık hissetmiş. Bir süre sessizce düşündükten sonra sepetini açmış ve böğürtlenlerden birkaçını Lila’nın önüne bırakmış. “Bunları seninle paylaşmak istiyorum,” demiş. Lila şaşkınlıkla Pati’ye bakmış. “Gerçekten mi? Hepsini kendin yiyebilirdin,” diye sormuş. Pati gülümseyerek, “Hepsini tek başıma yemek yerine seninle paylaşınca daha güzel olacakmış gibi hissediyorum,” demiş. Lila’nın yüzünde kocaman bir gülümseme belirmiş. “Teşekkür ederim Pati. Paylaştığın için çok mutlu oldum,” demiş.
Pati, Lila’nın mutluluğunu görünce kendi kalbinin de neşeyle dolduğunu fark etmiş. O gün ormandaki hayvanlar ellerinde ne varsa birbirleriyle paylaşmaya başlamış. Momo birkaç fındık getirmiş, Tonton bulduğu elmaları arkadaşlarına dağıtmış, kuşlar ise ağaçlardan topladıkları küçük meyveleri diğer hayvanlara taşımış. Kısa sürede ormanda büyük bir paylaşma sofrası kurulmuş. Pati sofraya bakarken şaşkınlıkla, “Meğer paylaşınca elimizdeki şeyler azalmıyor, mutluluğumuz çoğalıyormuş,” demiş. Annesi sevgiyle gülümseyerek, “İşte paylaşmanın en güzel sırrı bu, küçük ayıcığım,” diye cevap vermiş.
Akşam olduğunda Pati evine dönerken ormanın eskisinden daha güzel göründüğünü düşünmüş. Ay ışığı ağaçların arasından süzülüyor, cırcır böcekleri tatlı ezgiler söylüyor, hafif rüzgâr yaprakları usulca sallıyormuş. Pati annesinin yanına sokulup, “Anne, bugün bir şey öğrendim. Bir şeyi yalnızca kendimiz için sakladığımızda ona sahip oluruz ama onu sevgiyle paylaştığımızda güzel bir anıya dönüştürürüz,” demiş. Annesi küçük ayının başını okşayarak, “Sen bugün yalnızca böğürtlenlerini değil, kalbindeki sevgiyi de paylaştın,” demiş.
O günden sonra Pati bambaşka bir ayıcık olmuş. En sevdiği meyveleri arkadaşlarıyla paylaşmış, güzel bulduğu taşları kardeşlerine vermiş ve ormanda yardıma ihtiyacı olan birini gördüğünde elinden geldiğince destek olmuş. Bir gün Lila ona, “Pati, sen eskiden paylaşmayı sevmezdin. Şimdi neden her şeyi bizimle paylaşıyorsun?” diye sormuş. Pati gülerek, “Çünkü paylaşmanın bir şeyi kaybetmek değil, mutluluğu çoğaltmak olduğunu öğrendim,” demiş. O günden sonra küçük ayının adı ormanda yalnızca Pati olarak değil, Paylaşmayı Öğrenen Küçük Ayı olarak anılmaya başlamış.