Bir varmış, bir yokmuş…
Gökyüzünün en yumuşak köşesinde, pamuk bulutların arasında yaşayan minik bir yıldız varmış. Adı Lila’ymış. Lila diğer yıldızlardan biraz farklıymış; çünkü ışığı çok küçükmüş.
Her gece diğer yıldızlar parlak parlak ışıldarken Lila utangaçça titrer,
“Ben neden bu kadar az parlıyorum?” diye düşünürmüş.
Bir gece Ay Dede gökyüzünde yavaşça yükselirken Lila dayanamayarak sormuş:
“Ay Dede, ben neden büyük yıldızlar gibi parlayamıyorum?”
Ay Dede gülümsemiş. Işığı denizin üzerine gümüş gibi yayılmış.
“Her ışık aynı olmak zorunda değildir küçük yıldız. Senin ışığın özel bir görev için.”
Lila merak etmiş ama ne olduğunu anlayamamış.
Küçük Bulutun Gözyaşları
O gece gökyüzünde minik bir bulut ağlıyormuş. Yağmur damlaları sessizce düşüyormuş.
Lila yaklaşmış.
“Neden ağlıyorsun?” diye sormuş.
Bulut hıçkırmış:
“Yeryüzündeki çiçekler susamış ama ben nereye gideceğimi bilmiyorum.”
Lila’nın küçük ışığı titremiş. Büyük yıldızlar çok uzaktaymış ama Lila bulutun hemen yanındaymış.
Cesaretini toplamış:
“Ben sana yol gösterebilirim!”
Ve minik ışığını biraz daha parlatmış.
Bulut, Lila’nın ışığını takip ederek çiçeklerin olduğu bahçeye gitmiş. Yağmur nazikçe yağmış. Çiçekler su içmiş, yapraklar sevinçle sallanmış.
Teşekkür Eden Dünya
Sabah olunca çiçekler fısıldamış:
“Teşekkür ederiz küçük yıldız!”
Lila şaşırmış.
“Ben mi yardım ettim?” diye düşünmüş.
O anda anlamış: Küçük ışığı, yakın olanlara yol göstermek içinmiş.
Ay Dede yeniden görünmüş.
“Gördün mü?” demiş. “Bazen en küçük ışık, en karanlık yerde en büyük farkı yaratır.”
Lila artık kendini küçük hissetmiyormuş. Her gece biraz daha neşeyle parlıyor, kaybolmuş bulutlara, gece uçan kuşlara ve uyuyamayan çocuklara yumuşacık ışık gönderiyormuş.
Masalın Öğüdü
O günden sonra gökyüzünde bir kural varmış:
Her canlı kendi ışığıyla dünyayı güzelleştirirmiş.
Küçük olmak, değersiz olmak demek değilmiş.
Ve derler ki, gece gökyüzüne bakarsan, göz kırpan en nazik ışık Lila’ymış…
Belki de sana “İyi uykular” diyordur.




