Bir varmış, bir yokmuş…
Minik, yumuşacık tüylü bir kedicik varmış. Adı Minnoş’muş.
Minnoş bir gün uyanmış…
“Pırrr… Bugün biraz üşüdüm,” demiş.
Etrafına bakmış…
Yumuşak bir battaniye görmüş.
Battaniye sıcacıkmış!
Minnoş battaniyenin yanına gitmiş.
Pat pat pat… küçük adımlarla yaklaşmış.
Burnunu değdirmiş:
“Hmm… ne güzel kokuyor!”
Sonra battaniyenin üstüne çıkmış.
Yumuş yumuş…
Sıcacık, pamuk gibiymiş!
Minnoş dönmüş… dönmüş…
Kendine küçük bir yuva yapmış.
“Kıvrılayım biraz,” demiş.
Kıvrılmış…
Pırrr… pırrr… pırrr…
O sırada küçük bir rüzgar esmiş.
Ama Minnoş üşümemiş.
Çünkü battaniyesi onu sımsıkı sarmış.
Minnoş gözlerini yavaşça kapatmış…
Tatlı tatlı uykuya dalmış.
Rüyasında sütler, oyunlar ve kelebekler görmüş.
Ve o günden sonra…
Minnoş ne zaman üşüse,
Sıcacık battaniyesine gidip
Mutlulukla “pırrr” dermiş.
Masal burada bitmiş…
Minnoş mışıl mışıl uyumuş…
Sıra şimdi sende… iyi uykular!



