Bir varmış, bir yokmuş. Yeşil ağaçların arasında, minik bir ayıcık yaşarmış. Ayıcığın adı Pofuduk’muş. Pofuduk, ormanda gezmeyi ve güzel şeyler toplamayı çok severmiş.
Bir sabah Pofuduk, çimenlerin arasında kocaman, kırmızı bir elma bulmuş.
“Ne güzel elma! Bunu tek başıma yiyeceğim,” demiş.
Tam o sırada tavşan Zıpzıp gelmiş.
“Merhaba Pofuduk! Elman çok güzelmiş,” demiş.
Pofuduk elmasına bakmış. Sonra Zıpzıp’ın gülümseyen yüzüne bakmış. Biraz düşünmüş.
“İstersen birlikte yiyebiliriz,” demiş.
Zıpzıp çok sevinmiş.
“Yaşasın! Teşekkür ederim!”
Pofuduk elmayı ikiye bölmüş. Bir parçasını Zıpzıp’a, diğerini kendisine vermiş.
Birlikte elmayı afiyetle yemişler. Elma çok tatlıymış. Ama paylaşınca daha da güzel olmuş!
Sonra ormanda yürümeye devam etmişler. Bir ağacın altında minik sincap Fındık’ı görmüşler.
“Biz elmamızı paylaştık. Sen de bizimle oyun oynar mısın?” demiş Pofuduk.
Fındık sevinçle yanlarına koşmuş.
Üç arkadaş bütün gün birlikte oynamış, gülmüş ve eğlenmiş.
Pofuduk o gün önemli bir şey öğrenmiş:
Paylaşınca mutluluk çoğalır.
O günden sonra Pofuduk, bulduğu güzel şeyleri arkadaşlarıyla paylaşmayı hiç unutmamış. Ormandaki herkes de onunla birlikte mutlu olmuş.
Ve minik ayıcık, güzel dostlarıyla sıcacık bir mutluluk içinde yaşamış.