Parmak Çocuk masalı için hazırlanan fantastik orman illüstrasyonunda küçük kahraman, hayvan dostları ve ailesi görülüyor.

Parmak Çocuk Masalı

Bir varmış, bir yokmuş… Uzak mı uzak, yemyeşil ormanların ve rengârenk çiçeklerin arasında küçücük bir ev varmış. Bu evde ailesiyle birlikte yaşayan, boyu yalnızca bir parmak kadar olan sevimli bir çocuk varmış. Herkes ona Parmak Çocuk dermiş. Küçük olduğu için bazen kendisini diğer çocuklardan farklı hisseder, fakat merakı ve öğrenme isteği hiç bitmezmiş. Sabahları güneş doğarken penceresini açar, kuşların şarkısını dinler ve “Bugün yeni ne öğrenebilirim?” diye düşünürmüş.

Parmak Çocuk’un en büyük özelliği, küçücük olmasına rağmen kocaman bir meraka sahip olmasıymış. Ormandaki her ağacın, her taşın ve her canlı hayvanın bir hikâyesi olduğuna inanırmış. Annesi ona sık sık, “Unutma yavrum, bir insanın değerini boyu değil; kalbi, davranışları ve öğrendikleri gösterir,” dermiş. Parmak Çocuk bu sözleri çok sever, karşılaştığı her zorlukta annesinin öğüdünü hatırlarmış.

Bir sabah ormanın üzerinde kara bulutlar toplanmış. Rüzgâr sert esiyor, dallar sağa sola savruluyormuş. Tam o sırada ormandan gelen küçük bir kuş, Parmak Çocuk’un penceresine konmuş. Kuş telaşla, “Yardım et! Ormanın ortasındaki yaşlı çınarın dalları arasına küçük bir sincap sıkıştı,” demiş. Parmak Çocuk hiç düşünmeden çantasını hazırlamış. Yanına biraz su, birkaç parça ekmek ve küçük bir ip alarak ormana doğru yola çıkmış.

Yol boyunca karşısına birçok engel çıkmış. Önünde kocaman bir su birikintisi varmış. Parmak Çocuk önce korkmuş, sonra çevresine dikkatlice bakmış. Yakında duran geniş bir yaprağı fark etmiş. Yaprağı suyun üzerine koyup dikkatlice üzerinden geçmiş. Biraz ileride dikenli çalılarla karşılaşmış. Bu kez acele etmek yerine yavaşlamış ve güvenli bir yol aramış. Böylece dikenlere takılmadan yoluna devam etmiş. O gün, sabırlı olmanın ve dikkatli düşünmenin bazen güçlü olmaktan daha önemli olduğunu öğrenmiş.

Sonunda yaşlı çınarın yanına ulaşmış. Küçük sincap gerçekten de iki dalın arasında sıkışmış. Parmak Çocuk ağaca bakmış ve sincap için uygun bir yol düşünmeye başlamış. Önce ipini kullanmayı denemiş fakat boyu ağacın yüksek dallarına ulaşmaya yetmemiş. Bunun üzerine ormandaki hayvanlardan yardım istemiş. Tavşan, kirpi ve kuşlar hemen yanına gelmiş. Parmak Çocuk onlara, “Ben tek başıma yapamayabilirim ama birlikte düşünürsek mutlaka bir çözüm bulabiliriz,” demiş.

Hayvanlar hep birlikte çalışmaya başlamış. Kuşlar yukarıdan hangi dalın güvenli olduğunu göstermiş, tavşan yerdeki küçük taşları toplamış, kirpi ise çalıların arasından güvenli bir geçit bulmuş. Parmak Çocuk da bütün fikirleri bir araya getirerek bir plan hazırlamış. Kısa süre sonra sincap güvenli bir şekilde kurtarılmış. Sincap sevinçle Parmak Çocuk’a sarılmış ve “Sen çok küçüksün ama cesaretin kocaman!” demiş. Parmak Çocuk gülümseyerek, “Asıl önemli olan tek başına büyük görünmek değil, gerektiğinde birbirimize yardım etmektir,” diye cevap vermiş.

Tam eve dönmek üzereyken ormanda yağmur başlamış. Hayvanların bazıları sığınacak yer ararken Parmak Çocuk büyük bir kayanın altındaki küçük boşluğu fark etmiş. Hep birlikte oraya sığınmışlar. Yağmur dinene kadar Parmak Çocuk arkadaşlarıyla sohbet etmiş. O gün yalnızca bir sincabı kurtarmadığını, aynı zamanda yardımlaşmanın, dayanışmanın, sabrın ve cesaretin ne kadar değerli olduğunu da öğrenmiş.

Akşam olduğunda gökyüzünde yıldızlar parlamaya başlamış. Parmak Çocuk evine döndüğünde annesi onu kapıda bekliyormuş. Annesi oğluna sarılıp, “Bugün ne öğrendin?” diye sormuş. Parmak Çocuk biraz düşünmüş ve “Küçük olmak hiçbir zaman işe yaramaz olduğumuz anlamına gelmez. Bazen küçücük bir iyilik, kocaman bir mutluluğa dönüşebilir,” demiş. Annesi gülümsemiş ve onun başını okşamış.

O geceden sonra Parmak Çocuk ormanda karşılaştığı herkese yardım etmeye devam etmiş. Fakat artık kendisini diğerlerinden küçük görmüyormuş. Çünkü gerçek büyüklüğün uzun boyda, güçlü kollarda ya da büyük bir evde olmadığını anlamış. Gerçek büyüklük; iyi bir kalbe sahip olmak, öğrenmek, paylaşmak ve ihtiyaç duyana yardım etmekmiş.

Ve derler ki, o günden sonra ormanda ne zaman küçük bir iyilik yapılsa, yaprakların arasından tatlı bir kahkaha duyulurmuş. Çünkü Parmak Çocuk’un hikâyesi bütün ormana yayılmış. Çocuklar da bu masalı dinledikçe önemli bir şeyi öğrenmişler: Herkesin dünyayı güzelleştirebileceği bir yeteneği vardır. Bazen en küçük adım bile büyük bir iyiliğin başlangıcı olabilir.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir