Dağınık odasını düzenleyen Mert ve ona yardım eden masalsı arkadaşlarının eğlenceli illüstrasyonu

Dağınık Odanın Hikâyesi

Mert, okuldan eve geldiğinde çantasını kapının yanına bıraktı. Ayakkabılarını çıkardı, montunu sandalyenin üzerine attı ve doğruca odasına geçti.

Odasının kapısını açınca yatağının üzerindeki kitapları, yerdeki oyuncakları ve çalışma masasının üzerindeki kâğıtları gördü.

— Sonra toplarım, dedi kendi kendine.

Çantasından matematik kitabını çıkarmaya çalışırken yere birkaç kalem düştü. Kalemlerden biri yatağın altına yuvarlandı.

Mert eğilip almak istedi ama yatağın altında başka neler olduğunu görünce şaşırdı.

Bir çorap, iki oyuncak araba, geçen haftadan kalma bir defter ve kaybettiğini sandığı küçük kırmızı top…

— Burada ne arıyor bunlar? diye mırıldandı.

Tam o sırada annesi kapının önünde göründü.

— Mert, birazdan ödevine başlayacak mısın?

— Evet anne.

Annesi odaya baktı.

— Önce biraz düzenlesek iyi olmaz mı?

Mert kaşlarını çattı.

— Ama odamı toplamak çok uzun sürer.

Annesi gülümsedi.

— Belki de uzun sürmesinin nedeni, her şeyi aynı anda yapmaya çalışmandır.

Mert ne demek istediğini anlayamadı.

Annesi odasına girmeden kapının yanında durdu.

— Bir deneme yapalım mı? Sadece beş dakika.

Mert isteksizce kabul etti.

Annesi:

— Önce çöpleri toplayalım, dedi.

Mert yerdeki kâğıt parçalarını ve boş su şişesini çöpe attı.

Sonra:

— Şimdi oyuncaklar.

Oyuncak arabaları, legoları ve topunu yerlerine koydu.

Ardından kitaplar rafa çıktı. Kalemler kalemliğe, kıyafetler dolaba yerleşti.

Beş dakika sonra Mert odasının ortasında durdu.

Oda hâlâ aynı odaydı.

Ama sanki daha geniş görünüyordu.

Mert çalışma masasının önündeki sandalyeye oturdu.

— Gerçekten beş dakika mı sürdü?

— Hemen hemen, dedi annesi. Asıl önemli olan da bu değil.

— Ne?

— Bir şeyi küçük parçalara ayırınca gözümüzde büyüyen işler daha kolay olabilir.

Mert düşündü.

Sonra yatağın altındaki kırmızı topu aldı.

— Sanırım odam da benim gibi bir şey anlatmaya çalışıyor.

Annesi şaşırdı.

— Ne anlatıyor?

Mert gülümsedi.

— “Eşyalarını kullandıktan sonra yerine koy.”

Annesi güldü.

— Bence odan çok iyi bir öğretmenmiş.

Ertesi gün Mert okuldan geldiğinde yine çantasını kapının yanına bıraktı. Bir an odasına baktı.

Sonra dün yaşadıklarını hatırladı.

Çantasını yerine koydu.

Montunu astı.

Ayakkabılarını düzenledi.

Odada yalnızca birkaç oyuncak vardı. Onları da oynadıktan sonra kutusuna koydu.

Mert, odasını her gün saatlerce temizlemek istemiyordu. Bunun yerine küçük bir alışkanlık edinmeye karar verdi:

Kullandığı şeyi yerine koyacaktı.

Bazen unutuyordu.

Bazen odası yine dağılıyordu.

Örneğin cumartesi günü arkadaşları geldiğinde odanın her yeri yeniden oyuncaklarla doldu.

Mert bu kez paniğe kapılmadı.

— Tamam, dedi. Önce çöpler. Sonra oyuncaklar. Sonra kitaplar.

İşini küçük parçalara ayırdı.

Bir süre sonra oda yeniden düzenlendi.

Mert pencerenin önüne oturup dışarı baktı.

O gün önemli bir şey öğrenmişti:

Düzenli olmak, hiç dağınıklık yapmamak değildi.

Dağılan şeyleri fark etmek ve onları yeniden yerine koymayı öğrenmekti.

Üstelik bunu bir anda yapmak gerekmiyordu.

Bazen bir oyuncakla başlamak bile yeterliydi.

Mert o akşam yatağına uzanırken odasına baktı.

Yatağının yanında kırmızı topu duruyordu.

Gülümsedi.

— Yarın seni yine kaybetmeyeceğim, dedi.

Sonra ışığı kapattı.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir