Sihirli Orman masalında Ela ve sevimli hayvanların Bilgelik Çiçeği etrafındaki büyülü macerası

Sihirli Orman Masalı

Bir varmış, bir yokmuş…

Uzaklarda, yüksek dağların ardında, sabah güneşinin yaprakların arasından altın renkli ışıklar saçtığı Sihirli Orman adında gizemli bir orman varmış.

Bu ormanda diğer ormanlardan farklı olarak ağaçlar fısıldaşır, çiçekler sabahları birbirlerine günaydın der, dereler şarkılar söyleyerek akarmış.

Ormanda yaşayan hayvanlar da birbirlerine yardım etmeyi çok severmiş.

Ama Sihirli Orman’ın en önemli bir kuralı varmış:

“Doğaya iyi davranan, iyiliğin büyüsünü görür.”

Meraklı Ela

Ormanın hemen kenarındaki küçük bir evde Ela adında meraklı bir çocuk yaşarmış.

Ela kitap okumayı, yeni şeyler öğrenmeyi ve ormanda keşfe çıkmayı çok severmiş.

Bir sabah penceresini açtığında ağaçların arasından gelen hafif bir ışık görmüş.

“Bu da ne?” diye merak etmiş.

Kahvaltısını yaptıktan sonra küçük sırt çantasını almış ve ormana doğru yola çıkmış.

Yolun başında yaşlı bir meşe ağacıyla karşılaşmış.

Meşe ağacı dallarını hafifçe sallayarak:

“Günaydın Ela,” demiş.

Ela şaşkınlıkla gözlerini kocaman açmış.

“Sen konuşabiliyor musun?”

“Bazen,” diye gülümsemiş meşe ağacı. “Ama bugün sana önemli bir şey söylemem gerekiyor.”

“Nedir?”

“Ormanın kalbindeki Bilgelik Çiçeği solmaya başladı.”

Ela üzülmüş.

“Onu nasıl kurtarabiliriz?”

Meşe ağacı cevap vermiş:

“Bunu bulmak için üç şeyi öğrenmen gerekiyor: paylaşmayı, sabırlı olmayı ve doğayı korumayı.

Ela başını sallamış.

“Öğrenmeye hazırım!”

İlk Ders Paylaşmak

Ela yürürken küçük bir tavşan görmüş.

Tavşanın karnı çok acıkmış.

Ela çantasını açmış. İçinde bir elma varmış.

Elmayı ikiye bölüp yarısını tavşana vermiş.

Tavşan sevinçle:

“Teşekkür ederim!” demiş.

Tam o anda ormandaki bir çiçek parlamaya başlamış.

Ela şaşırmış.

“Bir iyilik yaptığımda çiçek neden parladı?”

Yakındaki sincap gülümsemiş.

“Çünkü paylaşmak, kalpleri birbirine yaklaştırır.”

Ela bunu hiç unutmamış.

İkinci Ders Sabır

Biraz daha ilerlediğinde önünde büyük bir dere çıkmış.

Derenin üzerinde eski bir tahta köprü varmış.

Ela hemen karşıya geçmek istemiş ama köprüden küçük taşlar düşmeye başlamış.

“Sanırım biraz beklemeliyim,” demiş.

Köprünün sağlamlaşmasını beklemiş.

Bir süre sonra rüzgâr durmuş ve köprü güvenli hâle gelmiş.

Ela karşıya geçtiğinde ikinci çiçek de ışıldamış.

Meşe ağacının sesi uzaktan duyulmuş:

“Sabır, doğru zamanı beklemeyi bilmektir.”

Ela gülümsemiş.

“Demek ki her şeyi hemen yapmak zorunda değilim.”

Üçüncü Ders Doğayı Korumak

Ela sonunda ormanın kalbine ulaşmış.

Fakat gördüğü manzara onu üzmüş.

Yerde boş şişeler, kâğıtlar ve plastik parçaları varmış.

Bilgelik Çiçeği’nin yaprakları da başını öne eğmiş.

Ela hemen işe koyulmuş.

Çöpleri tek tek toplamış ve uygun yerlere ayırmış.

Camları bir tarafa, kâğıtları başka bir tarafa, plastikleri ayrı bir yere koymuş.

Sonra küçük bir fidan görmüş.

Fidanın çevresini temizleyip toprağını düzeltmiş.

“Büyümen için sana iyi bakacağım,” demiş.

O anda ormanda harika bir rüzgâr esmiş.

Ağaçların yaprakları aynı anda dans etmeye başlamış.

Bilgelik Çiçeği yeniden dikilmiş.

Önce bir yaprağı açılmış.

Sonra ikinci yaprağı…

Derken bütün çiçek rengârenk ışıklarla parlamaya başlamış.

Sihirli Ormanın Sırrı

Çiçeğin ortasından küçük bir ışık topu yükselmiş.

Işık Ela’nın önünde durmuş ve yumuşak bir ses duyulmuş:

“Gerçek sihir, sihirli değneklerde değil; insanların yaptığı güzel davranışlardadır.”

Ela şaşkınlıkla etrafına bakmış.

“Yani ben mi büyü yaptım?”

Meşe ağacı gülerek cevap vermiş:

“Hayır Ela. Sen büyüyü zaten içinde taşıyordun. Sadece onu kullanmayı öğrendin.”

Ela o gün Sihirli Orman’dan ayrılırken çok şey öğrenmişti.

Paylaşmanın mutluluk verdiğini, sabrın doğru zamanı buldurduğunu ve doğayı korumanın geleceği güzelleştirdiğini anlamıştı.

Eve döndüğünde ilk iş olarak küçük bir defter çıkardı.

Defterinin ilk sayfasına şunları yazdı:

“Bugün bir iyilik yap.
Bir şeyi paylaş.
Doğayı koru.
Sabırlı ol.
Çünkü küçük iyilikler, büyük değişimler başlatır.”

O günden sonra Ela her gün en az bir iyilik yapmaya çalıştı.

Ve söylentiye göre…

Sihirli Orman hâlâ oradaymış.

Ağaçlar hâlâ fısıldaşır, çiçekler hâlâ şarkı söyler ve ormana giren iyi kalpli çocuklara Bilgelik Çiçeği’nin ışığı hâlâ yol gösterirmiş.

Çünkü Sihirli Orman’ın sırrı hiç değişmemiş:

İyilik paylaşıldıkça çoğalır.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir