Bir varmış, bir yokmuş. Yemyeşil çam ağaçlarının göğe uzandığı, kuşların sabahları neşeyle şarkılar söylediği Kocaman Orman’da, herkesin çok sevdiği küçük bir ayıcık yaşarmış. Adı Mışılmış. Mışıl’ın en sevdiği şey uyumakmış. Sabah güneşi yaprakların arasından süzülürken o hâlâ yumuşacık yatağında mışıl mışıl uyur, öğleden sonra da bir ağacın gölgesinde minicik şekerlemeler yaparmış.
Bu yüzden bütün arkadaşları ona Uykucu Ayıcık dermiş.
Bir sabah annesi tatlı bir sesle,
“Günaydın Mışıl! Güne başlamadan önce tuvalete gitmek ister misin?” diye sormuş.
Mışıl gözlerini ovuşturmuş.
“Biraz daha uyuyayım…” demiş.
Annesi gülümsemiş.
“Peki. Ama vücudumuz bazen bize küçük hatırlatmalar yapar.”
O gün Mışıl, Tavşan Pofuduk, Kirpi Pıtı ve Sincap Fındık ile kozalak toplama oyununa başlamış. Tam en yüksek kozalağı almaya çalışırken karnında minicik bir “pıt pıt” hissi olmuş.
“Acaba bu ne?” diye düşünmüş.
Tam o sırada yaşlı Baykuş dalların arasından seslenmiş:
“Vücudumuz bazen bize haber yollar. Onu dinlemek en güzel beceridir.”
Mışıl biraz durmuş. Karnındaki his biraz daha belirginleşmiş.
Annesinin sözleri aklına gelmiş.
“Sanırım tuvalete gitmem gerekiyor.”
Arkadaşları gülmemiş, şaşırmamış. Tavşan Pofuduk neşeyle,
“Harika! Ben de ihtiyaç hissedince hemen giderim.” demiş.
Mışıl annesiyle birlikte ormandaki minik ayıcık tuvaletine gitmiş. Önce pantolonunu dikkatlice indirmiş. Tuvaletini yapmış. Sonra sifonu çekmiş.
Ama annesi,
“Bir şey daha kaldı.” demiş.
“Ne?”
“Ellerimiz!”
İkisi birlikte musluğun başına geçmişler.
Önce ellerini ıslatmışlar.
Sonra sabun alıp köpükler yapmışlar.
Bir, iki, üç…
Köpükler baloncuklara dönüşmüş.
Dört, beş, altı…
Parmak araları temizlenmiş.
Yedi, sekiz, dokuz…
Başparmaklar unutulmamış.
On…
Durulayıp yumuşacık havluyla kurulamışlar.
Mışıl gülmüş.
“Sabun köpükleri bulutlara benziyor!”
O günden sonra Mışıl vücudunu dinlemeyi öğrenmeye başlamış. Sabah uyanınca önce tuvalete gidiyor, oyun arasında ihtiyaç hissederse hemen haber veriyor, akşam uyumadan önce de tuvaletini yapıyormuş.
Artık oyunları daha rahat geçiyor, koşarken kendini çok daha mutlu hissediyormuş.
Bir gün küçük sincaplar ona sormuş:
“Mışıl, bunu nasıl öğrendin?”
Mışıl gülümseyerek cevap vermiş:
“Vücudum bana fısıldıyor. Ben de onu dinliyorum.”
O günden sonra Kocaman Orman’daki bütün minikler bir şey öğrenmiş:
Vücudumuz bize ihtiyaçlarını nazikçe söyler. Onu dinlemek büyümenin en güzel adımlarından biridir.
Ve Uykucu Ayıcık, sabahları biraz daha erken uyanmaya başlamış. Çünkü biliyormuş ki güne temiz, rahat ve mutlu başlamak, oynayacağı bütün oyunları daha da eğlenceli yapıyormuş.
O gece yıldızlar gökyüzünde usulca parlarken Mışıl yumuşacık yatağına kıvrılmış.
“İyi geceler orman…”
demiş.
Orman da yapraklarını hafifçe sallayarak cevap vermiş:
“İyi geceler, Uykucu Ayıcık.”
Ve hepsi, mutlu rüyalar içinde mışıl mışıl uykuya dalmış.