Bir varmış, bir yokmuş… Uzak mı uzak, yemyeşil ağaçların arasında, rengârenk çiçeklerin açtığı, kuşların neşeyle şarkılar söylediği güzel mi güzel bir orman varmış. Bu ormanda, annesiyle birlikte küçük bir yuvada yaşayan Pamuk adında sevimli bir farecik varmış. Pamuk’un minicik pembe kulakları, boncuk gibi gözleri ve yumuşacık patileri varmış. En çok da çilek toplamayı, bahçede oynamayı ve kelebeklerin peşinden koşmayı severmiş.
Pamuk çok neşeliymiş ama ellerini yıkamayı pek sevmezmiş. Bahçede oynadıktan sonra, toprakla dolan patilerine hiç bakmadan hemen yemek masasına koşarmış. Annesi ona her defasında sevgiyle, “Pamukçuğum, yemek yemeden önce ellerimizi yıkamalıyız. Çünkü ellerimizde göremediğimiz minicik mikroplar olabilir.” dermiş. Pamuk ise burnunu kıvırıp, “Ama anneciğim, ellerim bana temiz görünüyor!” diye cevap verirmiş.
Minik Fare ve Köpüklü Sürpriz
Bir sabah Pamuk erkenden uyanmış. Penceresinden içeri altın sarısı güneş ışıkları süzülüyormuş. Annesi kahvaltı için mis kokulu peynirler, taze ekmekler ve kırmızı çilekler hazırlamış. Pamuk çilekleri görünce sevinçle zıplamış. Hemen bir çilek almak için masaya uzanmış ama annesi nazikçe onu durdurmuş. “Bir dakika, minik fareciğim! Önce ellerimizi yıkama zamanı.” demiş.
Pamuk biraz düşünmüş. Tam o sırada annesi ona yeni aldığı mavi renkli, minik bir sabun göstermiş. Sabunun üzerinde sevimli bir ördek resmi varmış. Pamuk’un gözleri ışıl ışıl parlamış. “Anneciğim, bu sabunla kocaman köpükler yapabilir miyim?” diye sormuş. Annesi gülümseyerek, “Elbette! Hadi bakalım, köpüklerin sihirli dansını birlikte izleyelim.” demiş.
Pamuk lavabonun önüne geçmiş. Annesi önce musluğu açmış ve ellerini ılık suyla ıslatmış. Sonra sabunu avuçlarına sürmüş. Biraz ovalayınca bembeyaz köpükler ortaya çıkmış. Köpükler Pamuk’un parmaklarının arasında minik bulutlar gibi kabarmış. Pamuk kahkahalar atarak, “Aaa! Ellerimde pamuk bulutlar var!” diye sevinmiş.
Köpüklerin Sihirli Dansı
Annesi, Pamuk’a ellerini nasıl güzelce yıkayacağını göstermiş. Önce avuçlarını birbirine sürtmüşler. Sonra ellerinin üstünü, parmaklarının arasını ve başparmaklarını nazikçe ovalamışlar. En sonunda parmak uçlarını ve tırnaklarının çevresini de temizlemişler. Pamuk, annesinin hareketlerini dikkatle taklit etmiş. Köpükler çoğaldıkça banyodan neşeli kıkırdamalar yükselmiş.
Annesi, “Haydi Pamuk, ellerimizi yıkarken küçük bir şarkı söyleyelim!” demiş. Birlikte şöyle söylemişler: “Ovalayalım, ovalayalım, köpükleri çoğaltalım. Parmak arası, avuç içi, tertemiz olsun her biri!” Pamuk şarkıyı söylerken ellerini yaklaşık yirmi saniye boyunca güzelce ovalamış. Ardından ellerini akan suyun altında durulamışlar. Son olarak temiz bir havluyla ellerini kurulayıp mis gibi tertemiz yapmışlar.
Pamuk ellerine hayranlıkla bakmış. Artık patileri yalnızca temiz görünmüyor, kendisi de ellerini doğru şekilde yıkamış olmanın mutluluğunu hissediyormuş. “Anneciğim, köpükler ellerimdeki kirleri götürdü mü?” diye sormuş. Annesi başını sallamış. “Evet canım, su ve sabun ellerimizdeki kiri ve birçok mikrobu uzaklaştırmaya yardımcı olur. Bu yüzden ellerimizi doğru zamanda yıkamak çok önemlidir.” demiş.
Orman Arkadaşlarına Bir Güzel Haber
Kahvaltısını yapan Pamuk, dışarı çıkıp arkadaşlarıyla oynamaya karar vermiş. Ormanın açıklığında onu tavşan Zıpzıp, sincap Fındık ve kirpi Minik karşılamış. Hep birlikte kozalaklardan kule yapmış, yaprakların arasında saklambaç oynamışlar. Oyun sırasında Pamuk’un patileri yine topraklanmış. Bir süre sonra arkadaşları acıktıklarını söylemiş.
Zıpzıp hemen çantasından bir havuç çıkarmış. Tam havucu ısıracakken Pamuk nazikçe, “Arkadaşlar, önce ellerimizi yıkayalım! Oynarken ellerimiz kirlendi. Sabunla yıkarsak kendimizi mikroplardan korumaya yardımcı oluruz.” demiş. Fındık merakla, “Peki, sadece suyla yıkasak olmaz mı?” diye sormuş. Pamuk gülümsemiş. “Sabun kullanmak ellerimizi daha iyi temizlememize yardımcı olur. Hem köpük yapmak da çok eğlenceli!” diye cevap vermiş.
Arkadaşları hep birlikte yakındaki çeşmenin yanına gitmiş. Büyüklerinin yardımıyla ellerini sabunlayıp güzelce ovalamış, durulamış ve kurulama işlemini tamamlamışlar. Sonra yiyeceklerini gönül rahatlığıyla yemişler. Pamuk, arkadaşlarına ellerini temiz tutmanın ne kadar önemli olduğunu anlatırken kendini çok mutlu hissetmiş.
Minik Fareden Büyük Bir Alışkanlık
O günden sonra Pamuk’un hayatında tatlı bir değişiklik olmuş. Sabah kahvaltısından önce, oyunlardan sonra, tuvaleti kullandıktan sonra ve elleri kirlendiğinde sabunla el yıkamayı hatırlamış. Bazen köpükler burnunun ucuna kadar çıkıyor, bazen de avuçlarının üzerinde minicik baloncuklar dans ediyormuş. Pamuk her yıkamada gülümseyerek şarkısını söylüyormuş.
Bir akşam annesi onu yatağına yatırırken yanağına sevgiyle bir öpücük kondurmuş. “Benim güzel Pamuk’um, bugün hem kendini hem de arkadaşlarını korumak için çok güzel bir şey yaptın.” demiş. Pamuk yumuşacık yastığına başını koymuş ve, “Anneciğim, artık biliyorum! Temiz eller, sağlıklı günlere yardımcı olur. Sabunla el yıkamak benim en sevdiğim alışkanlık!” diye fısıldamış.
Annesi onu sıcacık battaniyesiyle örtmüş. Dışarıda ay ışığı ağaçların üzerine gümüş gibi yayılmış, cırcır böcekleri tatlı bir ninni söylemeye başlamış. Minik Pamuk gözlerini yavaşça kapatmış. Rüyasında kocaman sabun köpüklerinin üzerinde uçmuş, bulutların arasında dans etmiş ve bütün orman arkadaşlarıyla kahkahalar atmış.
O gece ormandaki bütün minik hayvanlar huzurla uykuya dalmış. Pamuk ise yeni öğrendiği güzel alışkanlığıyla gurur duymuş. Çünkü artık biliyormuş ki küçücük bir sabun, biraz su ve güzelce ovalanan iki minik pati, sağlıklı bir yaşam için atılan kocaman bir adım olabilirmiş.
Gökten üç köpük düşmüş: Biri minik Pamuk’a, biri onun orman arkadaşlarına, biri de ellerini sevgiyle yıkayan bütün çocuklara!