Büyü yapınca balon çıkaran büyücü, rengârenk balonlar, çocuklar ve dost canlısı devin yer aldığı masalsı suluboya illüstrasyonu.

Büyü Yapınca Balon Çıkaran Büyücü

Bir varmış, bir yokmuş… Uzak diyarların birinde, gökyüzüne değecek kadar yüksek ağaçların, şeker kokulu çiçeklerin ve geceleri yıldızlarla dans eden ateş böceklerinin yaşadığı Masalorman adında büyülü bir ülke varmış. Bu ülkede konuşan tavşanlar, şarkı söyleyen kuşlar ve ay ışığında parlayan kelebekler yaşarmış. Ormanın en yüksek tepesinde ise kocaman mor şapkalı, uzun sakallı ve biraz da sakar bir büyücü otururmuş. Adı Bıdık Büyücü’ymüş. Bıdık Büyücü’nün en büyük hayali, dünyanın en güçlü ve en ünlü büyücüsü olmakmış. Fakat onun çok tuhaf bir sorunu varmış: Ne zaman bir büyü yapmaya kalksa, ortaya bambaşka bir şey çıkarmış!

Bıdık Büyücü’nün sihirli bir değneği, yüzlerce büyü kitabı ve içinde rengârenk iksirler bulunan kocaman bir dolabı varmış. Her sabah aynanın karşısına geçer, sakalını tarar ve kendinden emin bir sesle “Bugün öyle muhteşem bir büyü yapacağım ki bütün krallık beni konuşacak!” dermiş. Sonra değneğini havaya kaldırıp büyülü sözlerini söylermiş. Ne var ki işler hiçbir zaman planladığı gibi gitmezmiş. Bir keresinde odasını temizlemek için yaptığı büyü yüzünden bütün çorapları havada uçuşmaya başlamış. Bir başka gün çayını sıcak tutmak istemiş ama çaydanlığın içinden küçük ördekler çıkmış. En komiği ise kendisini görünmez yapmak isterken yalnızca kulaklarının görünmez olmasıymış. Köydeki çocuklar onu çok severmiş ama Bıdık Büyücü, bir türlü gerçek bir sihir ustası olamadığını düşünerek üzülürmüş.

Bir Gün Her Şey Balona Dönüştü!

Günlerden bir gün, Bıdık Büyücü büyük bir büyü yarışması düzenleneceğini öğrenmiş. Yarışmayı kazanan büyücü, Altın Değnek Ödülü’nü alacakmış. Bu ödül o kadar değerliymiş ki, söylentilere göre onu kazanan kişinin şapkası bile kendi kendine selam verirmiş! Bıdık Büyücü heyecandan zıplamış. “İşte fırsatım! Bu kez kesinlikle başaracağım!” diye bağırmış. Hemen en kalın büyü kitabını açmış ve kendisine dünyanın en görkemli ateş gösterisini hazırlamaya karar vermiş. Değneğini sıkıca tutmuş, gözlerini kapatmış ve yüksek sesle “Pırıl pırıl alevler, göğe doğru yükselin! Herkesi hayran bırakın!” diye büyülü sözlerini söylemiş.

Bir anda değneğinin ucundan minicik bir ses duyulmuş: “Pııııt!” Ardından kırmızı, mavi, sarı, yeşil ve mor renklerde yüzlerce balon havaya fırlamış. Balonlar odanın her köşesine yayılmış, büyü kitaplarının arasına doluşmuş ve Bıdık Büyücü’nün şapkasını tavana yapıştırmış. Büyücü şaşkınlıkla etrafına bakmış. “Ateş nerede? Alevlerim nerede? Ben ejderha gibi bir gösteri istemiştim, baloncu dükkânı değil!” diye söylenmiş. Tam o sırada sakalına takılan pembe bir balon burnuna dokunmuş ve onu gıdıklamış. Bıdık Büyücü öyle şiddetli hapşırmış ki, bütün balonlar aynı anda havalanmış ve kendisi de balonların arasında dönmeye başlamış. O gün ormandaki bütün hayvanlar kahkahalara boğulmuş.

Balon Büyüsünün Sırrı

Bıdık Büyücü, başına gelen bu tuhaf olayı anlamak için büyü kitaplarını karıştırmaya başlamış. Saatlerce sayfaları çevirmiş, gözlüğünü üç kez silmiş ve yanlışlıkla bir kitabı ters tutarak okumaya çalışmış. Sonunda eski, tozlu bir kitabın içinde altın harflerle yazılmış bir not bulmuş: “Her büyünün bir amacı vardır. Ancak gerçek sihir, yalnızca sözlerde değil, niyette ve kalptedir.” Bıdık Büyücü kaşlarını çatmış. “Niyet mi? Kalp mi? Benim kalbim yerinde, hatta bazen fazla hızlı atıyor!” diye mırıldanmış. Sonra değneğini yeniden kaldırıp bir bardak su oluşturmayı denemiş. “Şıpır şıpır su, bardağıma dol!” demiş. Fakat yine rengârenk balonlar çıkmış. Bu kez balonların birinin içinde minicik bir su damlası varmış. Büyücü balonu sallayınca su damlası da içeride zıplayıp durmuş.

Ertesi sabah Bıdık Büyücü, köy meydanına gitmiş. Orada küçük bir kızın ağladığını görmüş. Kızın adı Lila’ymış ve en sevdiği uçurtması büyük bir ağacın dallarına takılmış. Köylüler yardım etmeye çalışmış ama uçurtma çok yüksekteymiş. Bıdık Büyücü hemen değneğini çıkarmış. “Merak etme küçük dostum, şimdi uçurtmanı indireceğim!” demiş. Değneğini ağaca doğru sallayıp güçlü bir kurtarma büyüsü yapmış. Sonuç mu? Ağacın dallarından onlarca balon çıkmış! Balonlar dallara takılmış, birbirine dolanmış ve ağacın tepesinde kocaman renkli bir bulut oluşturmuş. Lila önce şaşırmış, sonra gülmeye başlamış. “Büyücü amca, uçurtmamı indiremedin ama ağacımı doğum günü partisine hazırladın!” demiş.

Bıdık Büyücü utancından sakalını yüzüne kapatmış. Tam geri dönecekken Lila’nın gözleri parlamış. “Bir dakika! Balonları kullanabiliriz!” demiş. Köydeki çocukları çağırmış ve herkes balonların iplerini dikkatlice bir araya toplamış. Uzun bir ip hazırlayıp ucuna küçük bir kanca bağlamışlar. Balonların yardımıyla ipi yukarıya ulaştırmış, kancayı uçurtmanın ipine takmış ve hep birlikte yavaşça çekmişler. Çok geçmeden uçurtma güvenle yere inmiş. Lila sevinçle uçurtmasına sarılmış. Bıdık Büyücü ise hayretle çocuklara bakmış. Kendi büyüsünün başarısız olduğunu sanmıştı ama çocuklar, onun yaptığı balonları kullanarak harika bir çözüm bulmuşlardı.

Kahkaha Krallığı’nın En Büyük Tehlikesi

Birkaç gün sonra Masalorman’da korkunç bir haber yayılmış. Karanlık Dağ’da yaşayan Huysuz Dev Gümgüm, köyün bütün meyve sepetlerini alıp mağarasına taşımış. Üstelik köyün tek köprüsünü de kocaman taşlarla kapatmış. Kimse meyvelerini geri alamıyor, karşı köye gidemiyormuş. Kral, en güçlü büyücüleri saraya çağırmış. Herkes ateş topları, buz fırtınaları ve gök gürültüleri hazırlamış. Bıdık Büyücü de yarışmaya katılmak istemiş ama diğer büyücüler ona gülmüş. “Senin balonlarınla devi mi durduracaksın?” diye alay etmişler. Bıdık Büyücü üzülmüş, fakat Lila’nın sözlerini hatırlamış: “Bazen işe yaramaz gibi görünen bir şey, doğru yerde kullanıldığında en büyük yardıma dönüşür.”

Bıdık Büyücü, devin mağarasına gitmiş. Gümgüm öyle büyükmüş ki yürürken yerdeki taşlar bile titrermiş. Dev, büyücüyü görünce kaşlarını çatmış. “Buraya neden geldin, mor şapkalı küçük adam? Meyvelerimi kimseye vermem!” diye kükremiş. Bıdık Büyücü korksa da geri çekilmemiş. “O meyveler köylülerin. Herkesin emeğine saygı duymalıyız,” demiş. Dev kollarını kavuşturmuş. “Benimle kimse oynamıyor! Bu yüzden bütün meyveleri aldım. Herkes benden korkuyor, kimse benimle arkadaş olmak istemiyor!” diye bağırmış. Bıdık Büyücü o anda devin yalnızca kızgın olmadığını, aynı zamanda çok yalnız olduğunu anlamış.

Büyücü, devin yüzünü güldürmek için bir şaka yapmaya karar vermiş. Değneğini havaya kaldırmış ve “Kocaman devin burnu, balon gibi şişsin! Bütün orman kahkahaya boğulsun!” diye bağırmış. Bir anda yüzlerce balon ortaya çıkmış. Balonlar devin başına, omuzlarına ve kocaman kulaklarına dolanmış. Bir balon burnunun ucuna konmuş, diğeri de koca ayağının altına sıkışmış. Gümgüm yürümeye çalışınca balonların arasında hafifçe kaymış ve kollarını havada sallamaya başlamış. “İmdat! Ayaklarım benden hızlı hareket ediyor!” diye bağırmış. Bıdık Büyücü gülmemek için kendini tutmuş ama devin başına pembe bir balon konunca ikisi de kahkahalarla gülmeye başlamış. Gümgüm hayatında ilk kez biriyle birlikte gülüyormuş.

Gerçek Sihir Paylaşınca Başlar

Kahkahalar dindikten sonra Bıdık Büyücü, Gümgüm’e köylülerle konuşmasını önermiş. Dev önce çekinmiş. “Ya yine benden korkarlarsa?” diye sormuş. Büyücü sakalını düzeltmiş ve gülümsemiş. “İnsanlar seni tanımadan senden korkabilir. Ama onlara iyi davranırsan seni tanıma fırsatı bulurlar,” demiş. Gümgüm bir süre düşünmüş, sonra bütün meyve sepetlerini geri taşımayı kabul etmiş. Üstelik köprünün üzerindeki taşları da tek tek kaldırmış. Köylüler devi karşılarında görünce önce ürkmüşler. Ancak Gümgüm başını eğip özür dileyince herkes şaşırmış. Dev, meyveleri neden aldığını anlatmış. Köyün çocukları ona birlikte oyun oynamayı teklif etmiş. O günden sonra Gümgüm, köyün en güçlü yardımcısı olmuş. Ağır odunları taşımış, kırılan çitleri onarmış ve çocuklar için ağaçlara salıncaklar kurmuş.

Bıdık Büyücü’nün balonları ise köyün neşe kaynağı hâline gelmiş. Bir çocuk üzülünce renkli balonlar hazırlanıyor, bir kutlama yapılınca gökyüzü balonlarla süsleniyor, köy meydanında oyunlar düzenleniyormuş. Büyücü artık balon çıkardığı için utanmıyormuş. Tam tersine, kendi farklılığının başkalarına mutluluk getirdiğini anlamış. Bir gün Kral onu saraya çağırıp Altın Değnek Ödülü’nü vermiş. Bıdık Büyücü şaşkınlıkla “Ama ben ateş büyüsü bile yapamıyorum!” demiş. Kral gülümseyerek cevap vermiş: “Gerçek büyücülük, yalnızca güçlü büyüler yapmak değildir. İnsanlara yardım etmek, hatalarını kabul etmek ve başkalarının mutluluğunu önemsemek de büyük bir sihirdir.” Ardından Bıdık Büyücü’nün başına altın bir taç takılmış. Taç biraz büyük geldiği için gözlerinin üzerine düşmüş. Büyücü hiçbir şey göremeyince yanlışlıkla değneğini kendine doğrultmuş ve kocaman bir balonun içine girmiş!

Bütün saray kahkahalarla çınlamış. Bıdık Büyücü balonun içinde yavaşça havalanırken “Sanırım artık gökyüzünde yaşayan ilk büyücü olacağım!” diye seslenmiş. Çocuklar balonun ipini tutup onu güvenle yere indirmişler. O günden sonra Bıdık Büyücü, Masalorman’ın en sevilen büyücüsü olmuş. Herkes onun yanına gelmek için can atıyormuş; çünkü onun yanında kimse kendini yetersiz hissetmiyor, herkes hata yapmanın öğrenmenin bir parçası olduğunu hatırlıyormuş. Bıdık Büyücü de her sabah aynanın karşısına geçip sakalını tararken artık başka bir şey söylüyormuş: “Bugün hangi büyüyü yapacağımı bilmiyorum ama kime yardım edebileceğimi biliyorum!” Ve değneğini her salladığında gökyüzüne rengârenk balonlar yükseliyor, Masalorman kahkahalarla doluyormuş.

Masalın Öğrettikleri

Bu komik ve eğitici masal bize, herkesin farklı yetenekleri olduğunu ve bir konuda başarısız olmanın değersiz olduğumuz anlamına gelmediğini anlatır. Bıdık Büyücü istediği büyüleri yapamasa da kendi yeteneğini keşfederek başkalarına yardım etmeyi öğrenmiştir. Masal aynı zamanda paylaşmanın, özür dilemenin, empati kurmanın ve sorunlara yaratıcı çözümler bulmanın önemini gösterir. Bir başkasını anlamaya çalışmak, bazen en güçlü büyüden bile daha etkili olabilir.

Çocuklara sorulabilecek sorular: Bıdık Büyücü neden başlangıçta üzülüyordu? Lila, balonları kullanarak uçurtmasını nasıl kurtardı? Dev Gümgüm neden köylülerin meyvelerini almıştı? Bıdık Büyücü, devin davranışlarının arkasındaki duyguyu nasıl fark etti? Sen bir arkadaşına yardım etmek için hangi yeteneğini kullanırdın?

Unutma: Herkesin kendine özgü bir yeteneği vardır. Hata yapmak öğrenmenin bir parçasıdır ve gerçek başarı, sahip olduğumuz yetenekleri iyilik yapmak için kullanmaktır. Çünkü bazen dünyayı değiştiren şey kocaman bir sihir değil, küçücük bir iyilik ve rengârenk bir balondur!

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir