Bir zamanlar, yemyeşil ormanların çevrelediği küçük ve huzurlu bir köyde yaşayan neşeli bir kız vardı. Herkes ona Kırmızı Başlıklı Kız derdi, çünkü büyükannesinin ördüğü kırmızı başlıklı pelerini hiç çıkarmazdı. Bu pelerin yalnızca onu sıcak tutmaz, aynı zamanda ona cesaret verdiğini düşündüğü özel bir hatıraydı.
Kırmızı Başlıklı Kız meraklı, yardımsever ve öğrenmeyi çok seven bir çocuktu. Annesi ona her zaman doğayı korumayı, insanlara saygılı davranmayı ve dikkatli olmayı öğretirdi. Bir sabah annesi, sepete taze ekmekler, bal ve büyükannesinin sevdiği bitki çaylarından koyarken şöyle dedi:
“Büyükannen biraz hasta. Ona bu sepeti götürür müsün? Ama unutma, ormandaki patikadan ayrılma ve yabancılarla konuşma.”
Kırmızı Başlıklı Kız başını salladı. “Söz veriyorum anne,” dedi.
Yola çıktığında güneş ağaçların arasından altın gibi parlıyordu. Kuşlar şarkı söylüyor, kelebekler çiçeklerin etrafında dans ediyordu. Kız yürürken gördüğü çöpleri topladı, kırılmış bir dalı yolun kenarına koydu ve susuz kalmış küçük bir çiçeği suladı. Çünkü annesi ona doğanın da canlı olduğunu öğretmişti.
Bir süre sonra karşısına gri tüylü bir kurt çıktı. Kurt aslında açtı ama aynı zamanda kurnazdı. Nazik bir sesle konuştu:
“Günaydın küçük kız. Nereye gidiyorsun böyle?”
Kırmızı Başlıklı Kız annesinin sözlerini hatırladı. Önce cevap vermek istemedi, ama sonra nazik olmanın önemli olduğunu düşündü. Yine de dikkatli davranarak şöyle dedi:
“Büyükannemi ziyarete gidiyorum.”
Kurt gözlerini kıstı. “Ne güzel! Çiçek toplamayı sever misin? Şu tarafta çok güzel çiçekler var.”
Kız bir an düşündü. Annesi patikadan ayrılmamasını söylemişti. Ama çiçekler gerçekten çok güzeldi. Tam adım atacakken durdu. İçinden bir ses “Dikkatli ol” diyordu.
“Teşekkür ederim,” dedi kibarca, “ama anneme söz verdim. Patikadan ayrılmamam gerekiyor.”
Kurt bu cevabı beklemiyordu. Planı biraz bozulmuştu ama yine de hızlıca ormanın içinden koşarak büyükannenin evine gitti.
Büyükannenin kapısını çaldı. Yaşlı kadın kapıyı açınca kurt içeri atladı. Ancak bu masalda kurt kötü biri değildi; sadece aç ve yalnızdı. Büyükannen korktu ama sakin kalmayı başardı.
“Neden böyle davranıyorsun?” diye sordu.
Kurt başını eğdi. “Çok açım. Günlerdir doğru düzgün yemek bulamadım.”
Büyükanne düşündü. Ona kızmak yerine yardım etmeye karar verdi. “İnsanları korkutmak çözüm değildir,” dedi. “Yardım istemeyi öğrenmelisin.”
Tam o sırada Kırmızı Başlıklı Kız kapıya geldi. İçeri girdiğinde kurdu görünce şaşırdı ama kaçmadı. Sepeti yere koydu.
“Eğer açsan,” dedi, “yemeğimizi paylaşabiliriz. Ama kimseyi korkutmamalısın.”
Kurt ilk kez biri tarafından anlayışla karşılanıyordu. Utanarak başını salladı.
Üçü birlikte masaya oturdular. Kırmızı Başlıklı Kız büyükannesine getirdiği ekmekleri paylaştı. Kurt yavaşça yemek yerken teşekkür etti. O gün önemli bir şey öğrendi: Kurnazlık yerine dürüstlük daha güçlüydü.
Büyükanne ardından küçük kıza döndü:
“Bugün çok doğru bir karar verdin. Patikadan ayrılmadın ve dikkatli davrandın. Ama aynı zamanda merhametli oldun.”
Kız gülümsedi. “Annem bana hem dikkatli hem de iyi kalpli olmayı öğretti.”
Yemekten sonra kurt söz verdi: “Artık kimseyi korkutmayacağım. Ormanda yaşayanlara yardım edeceğim.”
Gerçekten de o günden sonra kurt değişti. Kaybolan hayvan yavrularını buluyor, düşen dalları kaldırıyor ve ormanı koruyordu. Köy halkı önce korktu ama zamanla onun iyi niyetini gördü.
Kırmızı Başlıklı Kız ise her hafta büyükannesini ziyaret etmeye devam etti. Yol boyunca doğayı gözlemledi, yeni şeyler öğrendi ve gördüğü herkese nazik davrandı. Artık yalnızca kırmızı başlığıyla değil, akıllı ve iyi kalpli davranışlarıyla da tanınıyordu.
Bir gün annesi ona şöyle dedi:
“Cesaret yalnızca korkmamak değildir. Doğru olanı seçebilmektir.”
Kız bunu hiç unutmadı.
Yıllar geçtikçe köyde çocuklara hep şu hikâye anlatıldı: Küçük bir kız, verdiği sözü tuttuğu için tehlikeden korunmuş; merhametli olduğu için de bir kalbi değiştirmişti.
Masalın sonunda Kırmızı Başlıklı Kız şunu öğrendi:
Büyüklerin sözlerini dinlemek bizi korur.
Doğaya iyi davranmak dünyayı güzelleştirir.
Yabancılara karşı dikkatli olmak önemlidir.
Ama en önemlisi, anlayış ve iyilik bazen en beklenmedik kalpleri bile değiştirebilir.
Ve ormanda hâlâ kırmızı başlıklı küçük bir kızın neşeli kahkahalarının yankılandığı söylenir. Çünkü gerçek mutluluk, doğru seçimler yaparak ve başkalarına iyilik ederek yaşanır.
Gökten üç elma düşmüş
Biri masalı anlatana,
Biri dinleyene,
Biri de her zaman iyiliği seçen çocuklara…






