Bir varmış, bir yokmuş… Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, küçük bir köyde annesiyle birlikte yaşayan akıllı ama biraz da tembel bir delikanlı varmış. Adı Keloğlan’mış.
Keloğlan’ın kalbi çok temizmiş ama çalışmayı pek sevmezmiş. Annesi sık sık ona,
“Evladım, insan çalışmadan başarıya ulaşamaz,” dermiş.
Ama Keloğlan çoğu zaman bu sözleri duymazdan gelirmiş.
Bir gün köyde büyük bir kuraklık başlamış. Tarlalar susuz kalmış, ağaçlar meyve vermez olmuş. Köy halkı ne yapacağını bilemez haldeymiş. Yaşlı bir dede çıkıp şöyle demiş:
“Bu sorunun çözümü, dağın ardındaki sihirli ormanda yaşayan Peri Kızı’nı bulmakta.”
Keloğlan bunu duyunca hemen heyecanlanmış.
“Ben giderim!” demiş.
Annesi endişelenmiş:
“Yol zor, evladım. Sabırlı ve çalışkan olman gerekecek.”
Keloğlan ilk kez annesinin sözlerini ciddiye almış ve yola çıkmış.
Günlerce yürümüş. Yol boyunca karşısına zorluklar çıkmış. Aç kalmış, susuz kalmış. Ama pes etmemiş. Bir gün yaşlı bir kadına rastlamış. Kadın odun taşıyamıyormuş.
Keloğlan önce yardım etmek istememiş ama sonra annesinin sözleri aklına gelmiş. Kadına yardım etmiş.
Kadın aslında kılık değiştirmiş Peri Kızı’ymış!
Peri Kızı gülümseyerek:
“İyi kalpli ve yardımsever olduğunu gördüm. Dile benden ne dilersen,” demiş.
Keloğlan köyünü hatırlamış:
“Köyüme su ve bereket istiyorum,” demiş.
Peri Kızı elindeki sihirli değneği sallamış.
“Bu dileğin kabul. Ama unutma, gerçek bereket çalışmakla olur.”
Keloğlan köyüne döndüğünde yağmur yağmaya başlamış. Tarlalar yeniden canlanmış. Ama bu sefer Keloğlan değişmiş. Artık çalışkan olmuş, annesine yardım etmiş, köy halkına destek olmuş.
Köyde herkes mutlu yaşamış. Keloğlan da anlamış ki:
İyilik yapmak, sabırlı olmak ve çalışmak insanı gerçek mutluluğa ulaştırırmış.
Ve onlar ermiş muradına, biz çıkalım bu masaldan…






