Elif, altı yaşında, meraklı ve neşeli bir kızdı. En sevdiği oyuncağı ise pembe kulaklı, yumuşacık tavşanı “Mimo”ydu. Mimo sadece bir oyuncak değildi; Elif’in sırdaşı, oyun arkadaşı ve bazen de uykuya dalmasını kolaylaştıran en yakın dostuydu.
Bir sabah Elif uyanır uyanmaz Mimo’yu aradı. Ama yatağının yanında yoktu. Yastığın altında yoktu. Oyuncak kutusunda da yoktu.
“Elif, kahvaltıya gel!” diye seslendi annesi mutfaktan.
Elif üzgün bir sesle cevap verdi:
“Anne… Mimo kaybolmuş.”
Annesi yanına geldi, diz çöküp gözlerinin içine baktı.
“Panik yapmadan düşünelim. En son ne zaman görmüştün?”
Elif biraz düşündü.
“Dün akşam salonda oynuyordum… sonra da… belki odama getirmiştim…”
Annesi gülümsedi.
“O zaman birlikte arayalım. Ama önce plan yapalım, olur mu?”
Elif başını salladı. İlk kez bir şeyi “planlı” arayacaktı.
1. Adım: En son görülen yerden başla
Elif ve annesi salona gittiler. Koltukların altına baktılar, yastıkları kaldırdılar. Ama Mimo yoktu.
Elif biraz daha üzülmeye başladı.
“Bulamayacağız galiba…”
Annesi elini tuttu:
“Pes etmek yok. Şimdi ikinci adıma geçiyoruz.”
2. Adım: Sakince düşün ve tahmin et
“Elif, dün Mimo ile neler yaptın?” diye sordu annesi.
Elif hatırlamaya çalıştı:
“Önce salonda oynadım… sonra mutfağa geldim… sana kek yaparken bakıyordum!”
Hemen mutfağa koştular. Sandalyelerin arkasına, masanın altına baktılar. Derken Elif bir şey fark etti.
“Anne! Sandalyenin üstünde küçük bir pembe tüy var!”
Annesi gülümsedi:
“Harika bir ipucu buldun. Demek ki doğru yoldayız.”
3. Adım: Sabırlı ol ve vazgeçme
Elif bu sefer daha dikkatli aramaya başladı. Etrafına bakındı, yavaş yavaş ilerledi. Sonra dolabın altındaki küçük boşluğu fark etti.
Yere eğildi, elini uzattı…
“BULDUM!”
Mimo oradaydı! Biraz tozlanmıştı ama hâlâ aynı sevimliliğiyle Elif’e bakıyordu.
Elif sevinçle Mimo’ya sarıldı.
“Seni bir daha kaybetmeyeceğim!”
Annesi hafifçe gülümsedi:
“Peki bu olaydan ne öğrendik?”
Elif düşünerek cevap verdi:
“Bir şey kaybolunca hemen panik yapmamalıyız. Önce düşünmeli, sonra planlı aramalıyız… ve sabırlı olmalıyız.”
Annesi başını salladı:
“Aferin sana. İşte bu çok önemli bir beceri.”
O günden sonra Elif, oyuncaklarını oynadıktan sonra hep yerine koymaya başladı. Çünkü artık biliyordu ki düzenli olmak, kaybolmaları önlerdi.
Mimo ise o günden sonra sadece bir oyuncak değil, Elif’in öğrendiği önemli bir dersin hatırlatıcısı oldu.
Ve Elif o gece Mimo’ya sarılarak çok huzurlu bir şekilde uyudu.




