Bir zamanlar, yemyeşil çimenlerin ve rengârenk çiçeklerin olduğu sakin bir bahçede, minik bir kedi yaşarmış. Bu kedinin adı Pati’ymiş.
Pati’nin bembeyaz yumuşacık tüyleri, pembe minik burnu ve meraklı kocaman gözleri varmış. Pati her sabah güneşin ilk ışıklarıyla uyanır, esner, patilerini uzatır ve etrafı keşfetmeye çıkarmış.
Bir sabah, gökyüzünde pırıl pırıl parlayan güneşi görünce çok sevinmiş.
“Merhaba Güneş!” demiş Pati.
Güneş de sanki ona gülümsüyormuş gibi sıcacık ışıklarını bahçeye yaymış.
Pati hoplaya zıplaya yürürken sarı bir kelebek görmüş.
“Merhaba kelebek!” demiş.
Kelebek nazikçe kanat çırpmış.
“Merhaba Pati! Bugün çok güzel bir gün.”
Pati kelebek ile birlikte çiçeklerin arasında dolaşmış. Kırmızı laleleri koklamış, mor menekşelere bakmış, papatyaların yanında durmuş.
Sonra küçük bir kuş sesi duymuş:
“Cik cik cik!”
Ağacın dalında minik bir serçe oturuyormuş.
“Merhaba kuş!” demiş Pati.
“Merhaba Pati,” demiş serçe. “Bugün uçmayı öğreniyorum.”
Pati dikkatlice izlemiş. Serçe önce biraz korkmuş, sonra kanatlarını açmış ve pır pır uçuvermiş.
Pati çok mutlu olmuş.
“Ben de bugün yeni bir şey öğrendim,” demiş. “Sabırla bakınca her şey daha güzel oluyor.”
Biraz sonra yorulmuş. Yumuşacık çimenlerin üzerine uzanmış. Güneş onu usulca ısıtmış, hafif rüzgâr tüylerini okşamış.
Annesi uzaktan seslenmiş:
“Patiii, süt hazır!”
Pati hemen ayağa kalkmış.
“Miyav! Geliyorum!”
Koşarak evine gitmiş. Sıcacık sütünü içmiş, annesine sarılmış.
O gece yıldızlara bakarken gülümsemiş.
Bugün çok güzel bir gün olmuş.
Çünkü küçük bir kalp, sevgiyle baktığında her gün biraz daha güneşli olurmuş.
Ve minik Pati, mışıl mışıl uykuya dalmış.
Tatlı rüyalar, Pati…



