sakın yalan söyleme
5/5

Sakın Yalan Söyleme

Geçmiş zamanlarda insanlar ilim öğrenmeyi çok isterlermiş. Bu sebeple de yaşadıkları yerlerden uzaklara giderek oralarda ilim öğreten kişilerden ilim öğrenirlermiş. Bu kişiler ilim öğrenirken gittikleri yerlerde zor şartlar altında yaşarmış.

Böyle yerlerden birisinde yaşayan Seyyid Abdülkadir isimli çocukta ilim öğrenmeyi çok istermiş. Bunu bir türlü annesine söyleyemezmiş çünkü ilim öğrenmek için uzak diyarlara gitmek gerekirmiş. Ancak günün birinde bu isteğine daha fazla sessiz kalamamış ve annesine ilim öğrenmek amacıyla Bağdat iline gitmeyi istediğini söylemiş. Annesi bu haberi duyunca üzülmüş çünkü o da oğlundan ayrı kalmayı istemezmiş.

Ancak oğlu Allah yolunda ilim öğrenmek için Bağdat’a gitmek istediği içinde ona engel olmak istemiyormuş. Bunun için oğlunun isteğini kabul etmiş. Bağdat’a gidecek oğlu Abdülkadir için hazırlık yapmaya başlamış. Hazırlık tamamlanınca da zor günler için saklamış olduğu 40 tane altını oğlunun ihtiyacında kullanması için yeleğinin gizli bölmesine koymuş. Para işini de tamamladıktan sonra oğlundan ayrılmadan ona bir nasihatte bulunmuş. Annenin nasihati ise oğluna Allah’ın ona her durumda yardımcı olacağını söylemiş.

Ayrıca Allah’ın ve annesin ondan razı olmasını istiyorsa asla yalan söylememesini nasihat etmiş. Bunun üzerine Abdülkadir annesine yalan söylemeyeceğine dair süz vererek onun elini öpmüş. Ardında da Bağdat’a gitmek için yola koyulan kervana katılmış. Kervan yolda ilerlemeye başlamış ve Hamedam yakınlarına gelinmiş. Tam o sırada kervana eşkıyalar saldırmış ve kervandaki her şeyi yağmalamaya başlamışlar.

İnsanların paralarını da alıyorlarmış. Derken eşkıyalardan birisi Abdülkadir’in karşısına gelmiş ve onun halinin perişanlığını görmüş. Ancak sırf kötülük olsun diye onunla dalga geçmeye karar vermiş. Bunun üzerine Abdülkadir’e onlara verebileceği neyi olduğunu sormuş. O sırada Abdülkadir annesine verdiği asla yalan söyleme sözünü hatırlamış ve eşkıyaya yanında 40 tane altınının olduğunu söylemiş.


Onun sözleri üzerine eşkıya ona inanmamış ve gülmeye başlamış. Perişan haldeki bir çocukta altın olması çok saçmaymış. Bunun üzerine Abdülkadir’e doğru söyleyip söylemediğini sormuş. Abdülkadir’de ona doğru söylediğini ve 40 altını olduğunu yinelemiş. Bu duruma şaşıran eşkıya Abdülkadir’in elini tutarak onu liderlerinin yanına götürmüş.
Durumu liderlerine anlatmış ve çocuğun 40 altından bahsettiğini söylemiş. Bunun üzerine eşkıyaların lideri de çocuğa 40 tane altını olduğunu söylediğini duyduğunu ve bunun doğru olup olmadığını sormuş.

Abdülkadir yine doğru olduğunu söylemiş. Ardından eşkıyaların lideri altınları varsa eğer onları nereye sakladığını sormuş.
Yalan söylememe sözü veren Abdülkadir lidere altınlarının yeleğinin gizli bölmesinde olduğunu söylemiş. Bunun üzerine eşkıyalar Abdülkadir’in üzerine aramışlar ve söylediği yerde altınları bulmuşlar. Daha sonra da altınları eşkıya liderlerine teslim etmişler. Ancak lider çocuğun neden doğru söylediğini merak etmiş çünkü o söylemese altınları bulmaları imkansızmış.


Bunun için Abdülkadir’in yanına gelerek neden doğruyu söylediğini sormuş. Bu soru üzerine Abdülkadir annesinin yanından ayrılırken annesine yalan söylemeyeceğine dair bir söz verdiğini anlatmış. Verdiği söz gereği de adamlar ona neyin var deyince altınları olduğunu söylediğini anlatmış. Böylece de annesine verdiği sözden değersiz 40 altın için vazgeçmeyeceğini söylemiş.


Abdülkadir’in sözleri eşkıya liderini çok etkilemiş ve küçük bir çocuğun annesine vermiş olduğu söz için altınlarından vazgeçmesinin önemini anlatmış. Ayrıca kendilerinin Allah’a verilmiş sözleri olmasına rağmen kötülük yapmaktan geri kalmadıklarını bir çocuk kadar sözlerine sadık kalamadıklarını söylemiş.


Ömürleri bitince de Allah huzurunda neler yapacaklarından haberleri olmadığını belirtmiş. Daha sonra da Abdülkadir’in onu kötü yoldan dönmesini sağladığını söylemiş. Yaptığı kötülüklerden duyduğu pişmanlığı dile getirmiş ve tövbe etmiş. Artık kötülük yapmayacakmış. Bunun üzerine eşkıyalar liderlerinden ayrılmayacaklarını o neyi isterse onu yapacaklarını söylemişler.


Onlarda liderleri gibi tövbe etmişler ve kervandan yağmaladıkları her şeyi sahiplerine teslim etmişler. Bu olay sonrası kervan yoluna kaldığı yerden devam etmiş. Abdülkadir’de böylece Bağdat’a ulaşmış ve orada ilim öğrenerek tarihin en önemli alimlerinden birisi olmuş. Bu sayede de insanların Allah yolunda ilerlemesine ve ilim öğrenmelerine öncü olmuş.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Optimized with PageSpeed Ninja