Peter Pan Masalı
5/5

Peter Pan Masalı oku

Bir zamanlar Londra’da sevimli bir aile yaşarmış. Bay ve Bayan Darling ve çok sevdikleri üç çocukları.

Wendy, John ve Michael. Bir gün, Bay ve Bayan Darling’in yemekli bir partiye katılması gerekmiş.

  • Wendy, kardeşlerine iyi bak. Zamanında uyuduklarına emin ol, biz yakında döneriz canım. Kendine iyi bak.

-Merak etme anne, size iyi eğlenceler, görüşürüz.

Wendy, kardeşleri ile birlikte yemek yemiş ve onları yataklarına yatırmış.

Ondan sonra kitap okumak için oturmuş. Aniden duvarda bir gölge farketmiş.

Hemen bir komidin çekmecesine girip kaybolmuş.

  • Bu da neydi böyle?
  • Bir gölge mi? Çok garip.

Ağaç yapraklarının gürültüsünü duymuş.

Dışarıya, ağaçlara doğru bakmış ve göklerde uçan bir çocuk görmüş.

  • Vay canına, uçan bir çocuk mu, bu nasıl mümkün olabilir!

Wendy, bunu öğrenmenin tek yolunun çocukla konuşmak olduğuna karar vermiş.

O yüzden ona seslenmiş.

  • Merhaba, sen de kimsin ?
  • Ben mi, ben Peter Pan’ım, sen kimsin?
  • Ben Wendy, nasıl böyle uçabiliyorsun ve bu kadar geç saatte burda ne işin var?
  • Şey, ben Tinker Bell adlı bir perinin, peri tozu sayesinde uçabiliyorum.
  • Peri tozu mu, bir peri mi! Periler gerçek midir?
  • Tabi ki gerçektir. Ben de gölgemi arıyordum. Görmüş olabilir misin?
  • Aa demek o gölge sana ait. Evet onu gördüm, şimdi odamda.
  • Evet bir türlü üstüme yapışmıyor, ben de neyapsam bilmiyorum.
  • Benim bir fikrim var. İçeri gel.

Peter Pan odaya doğru uçmuş ve Wendy çekmeceyi açmış. Gölge dışarı çıkmış.

Wendy hemen iğne iplik getirmeye koşmuş.

Peter, gölgeyi ayağıyla tutmuş ve Wendy de onu ayakkabıya dikmiş.

  • Huhh, Teşekkür ederim Wendy, artık gölgem bir yere kaçamaz.

Wendy, Peter hakkında daha çok şey öğrenmek istemiş.

Konuşurlarken, Peter ona geldiği yeri anlatmış.

Perilerle, korsanlarla ve kayıp çocuklarla dolu sihirli bir yer olan varolmayan ülke.

Wendy bunun duyduğunda, varolmayan ülkeye gitmek istediğini hemen anlamış.

  • Beni varolmayan ülkeye götürür müsün?
  • Aa, evet neden olmasın.
  • John ve Michael da gelebilir mi?
  • Tabi kalabalık daha iyi.

Peter bir şey söyleyemeden önce, Wendy John ve Michael’i uyandırmaya koşmuş.

Onlara sihirli bir yolculuğa çıkacaklarını söylemiş ve Peter’ın yanına gelmiş.

Peter, herkesin üstüne peri tozu dökmüş ve göklerde uçarak varolmayan ülkeye gitmişler

  • Beni takib edin, korsanlar bizi görmeden boş ağaçlara saklanmalıyız.

Wendy, John ve Michael, yüzlerinde büyük bir endişeyle Peter’ı takib etmişler.

  • Varolmayan ülkenin kayıp çocukları ile tanışma vakti geldi.
  • Herkese merhaba, ben Wendy, bunlar da kardeşlerim John ve Michael.
  • Siz de mi kayboldunuz?
  • Hayır buraya bizi Peter getirdi, Londra’da oturuyoruz.
  • Anne – babanız var mı?
  • Evet var, şu anda yemeğe gittiler.

Çocuklar onları gördüklerine çok sevinmişti, Wendy’e bolca soru sordular ve o da hepsini cevapladı.

  • Tamam bu kadar yeter. Yemek vakti geldi ve yemekten sonra ne var?
  • Yatak masalları.
  • Yatak masalarını çok severler. Bir sürü masal biliyorum.
  • Ahh, ne kadar güzel !

Herkes yemeğini bitirmiş ve masal vakti gelmiş.

Tüm çocuklar rahat bir köşede yorganın altına girmiş.

Peter onlara, korsanlarla nasıl savaştığını ve kızılderili prenses Lily’i kurtardığını anlatmış.

O zamandan beri korsanlar düşman, kızılderililer de dostu haline gelmiş.

  • Kılıcımı salladım ve kaptanı denize doğru ittim.
  • Ondan sonra bir timsah onu bulmuş ve elini ısırıp koparmış.
  • Artık bir el yerine bir kancası var. Bu yüzden ona ne diyorlar?
  • ”Kaptan Kanca”
  • Çok doğru!

Masaldan sonra tüm çocuklar uyumuş ama Peter ile Wendy ormanda yürüyüşe çıkmışlar.

  • Peter, bu hikaye gerçek miydi?
  • Tabi ki, bunu kendin de göreceksin. Ama bundan önce biriyle tanışmanı istiyorum.

Peter, Wendy’i perilerin yaşadığı yere götürmüştü.

  • İnanamıyorum, Peter, kendimi bir peri masalında gibi hissediyorum.
  • Evet Wendy, işte burası Peri ülkesi ve bu gördüğün peri de Tinker Bell.

Tinker Bell, Wendy’e kızmış gibiydi ve onunla konuşmayı redetti.

Peter, biraz peri tozu attı ve Wendy’nin tekrar uçmasını sağladı.

Böylece kayalık bir dağa uçabildiler.

  • Peter,
  • Şşşt Wendy, sessiz ol. Eğer Kaptan Kanca bizi duyarsa bizi mahveder.
  • Beni buraya neden getirdin peki?
  • Bana hikaye doğru mu diye sordun, bak şimdi,

Wendy uzaktan kaptana bakmıştı ve tek eli olduğunu görmüştü.

Diğer elinde bir kanca vardı. Artık Peter’ın hikayesinin doğru olduğunu anlamıştı.

  • Onlar burda olduğumuzu anlamadan dönelim.

Günler geçtikçe, çocuklar Wendy’e alıştılar. Onlara yemek pişirdi,

yeni oyunlar öğretti ve hatta Peter’in bilmediği masallar anlattı.

Peter, Wendy’den hoşlanmıştı ama daha iyi masal anlattığı ve tüm ilgiyi üstüne çektiği için onu kıskanmıştı.

  • Wendy’nin bunu yapmasından nefret ediyorum,
  • varolmayan ülkedeki en iyi masal anlatıcısı benim, burası benim evim.
  • Ve herkes beni sevmeli onu değil.

Bu arada Kaptan Kanca intikamını almak için bir fırsat kolluyordu.

Adamlarından biri, Peter Pan’nın Wendy hakkındaki konuşmalarını duymuştu ve bunu kaptana anlatmıştı.

  • Pekala, bakalım bu Wendy kimmiş, onu bana getirin

Wendy, Peter’ın ona neden kızdığını merak etmişti. Bunu onunla konuşmaya karar vermişti.

  • Peter üzgün görünüyorsun, ne oldu, anne-babanı mı özledin yoksa?
  • Anne-babam mı, kim olduklarını ya da bu nasıl bişi bilmiyorum.
  • Tinker Bell, beni denizde kaybolmuşken bulmuş.
  • Aa çok üzgünüm, bunu bilmiyordum.
  • Sen gelene kadar herşey yolundaydı.
  • Ben herkesin sevgilisiydim
  • Varolmayan ülkedeki en iyi masal anlatıcıydım.
  • Ama şimdi herkes Wendy’nin masallarını duymak istiyor.
  • Wendy, Wendy, Wendy…

Wendy, Peter’ın sözlerine alınmıştı.

Bir anda gözyaşlarına boğulmuştu.

  • Sanırım artık veda etmenin vakti geldi.

Seni ve varolmayan ülkeyi terkediyorum ve asla dönmücem.

Kaptan Kanca’nın adamlarının onu beklediği ormana doğru koşmuştu.

Onu kaçırmışlar ve Kaptan’a götürmüşlerdi.

  • Merhaba sevgili kızım,
  • Kaptan Kanca,
  • Vovv, bakıyorum da epey popülerim. Şimdi senin sayende Peter Pan’ı gemime getirebilicem.
  • Seni kurtarmaya gelecektir.

Varolmayan ülkedeki çocuklar Wendy’i her yerde aramışlardı ama bulamamışlardı.

Yardım istemek için Peter’a gitmişlerdi.

  • Nerde olduğunu bilmiyorum, ama umrumda da değil.
  • Son gördüğümde de burdan gideceğini söyleyerek ormana doğru koşmuştu.
  • Ondan nefret ediyorum.

Çocuklar ormana gidip Wendy’i aramışlardı.

Ama bazıları korsanlar tarafından kurulan tuzaklara düşmüşlerdi.

Onlar tutsak düşmüştü ama diğerleri kaçabilmişti.

  • Peter, korsanlar John, Michael ve Snow’u kaçırdı. Gİtmemiz gerek.
  • Şimdi nerdeler?
  • Kaptan Kanca’nın gemisinde, yerini biliyorum.

Peter çoçukları kurtarmak için bir plan hazırlamıştı.

Birkaç çocuğu toplayıp, gemiye saldırmıştı.

  • Peter Pan, gemiye hoşgeldin
  • İntikam için ne güzel bir gün değil mi?
  • Kanca, bu iş seninle benim aramda. Wendy ve çocukları bırak gitsinler, yoksa seni timsahlara yem ederim.
  • Bu sefer elinden çok daha fazlasını kaybedersin.
  • Bunu görücez bakalım.

Korsanlar kavgaya tezahürat yapmaya başlamıştı.

Tinker Bell, doğru anın geldiğini anlamıştı.

Yavaşca bütün tutsak çocukları kurtarmıştı.

Onlar serbest kaldıktan sonra Wendy ve çocuklarının üstüne peri tozu dökmüştü.

  • Beni yakala da görelim Kaptan Kanca
  • Nayır, böyle uçup gidemezsin.
  • Bunu çok uzun zamandır bekliyordum. Dur!

Kaptan Kanca, Peter’ı yakalayabilmek için koşmuştu.

Peter, geminin kenarına kadar uçmuş ve Kanca’yı denize itmişti.

Orda timsah ziyafet için beklemekteydi.

  • Peter, beni kurtardığın teşekkür ederim, çok korkmuştum.
  • Annemle, babamı özledim. Eve gitmem gerek
  • Lütfen benimle gel
  • Hadi birlikte büyüyelim.
  • Evet Peter bizimle gel

Hayır siz gidin, annenizle babanız sizi özler

  • Ben varolmayan ülkeye geldim ve hiç büyümedim.
  • Ben buraya aitim.

Peter Pan, Wendy’i, John’u ve Michael’ı Londra’ye geri götürmüştü.

Bay ve Bayan Darling, çocuklarının eve döndüğünü gördüklerine çok sevinmişlerdi.

Olan biteni herşeyi dinledikten sonra tüm çocukları evlat edinmeye karar vermişlerdi.

  • Peter, kalmak istemediğine emin misin?
  • Evet eminim.
  • Bizi ziyaret eder misin?
  • Tabi, her gün.

Peter, varolmayan ülkeye geri uçmuştu ve onun masallarını her özlediğinde, Wendy’nin evini ziyaret etmişti.

Bir pencere pervazına oturur ve onu dinlerdi.

Ve bu şekilde sonsuza kadar mutlu yaşadılar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Optimized with PageSpeed Ninja