Küçük Deniz Kızı
5/5

Küçük Deniz Kızı Masalı oku

Küçük Deniz Kızı Evvel zaman içinde denizin en derin yerinde bir su altı krallığı varmış. Kral 6 güzel kızı ve yaşlı annesiyle ülkeyi idare edermiş.

Orada tüm canlılar barış içinde ve mutlu yaşarlarmıs. Kralın deniz kızlarının 6’sı da çok güzelmiş. Ama en güzeli küçük deniz kızıymış. Upuzun kızıl saçları, deniz mavisi gözleri varmış.

Babaları her akşam onları tahtının etrafında toplar yosun çaylarını içerlerken birlikte sohbet ederlermiş. Kralın en büyük korkusu, kızlarının güneşin büyüsüne kapılıp, suyun üstünde yaşamak istemeleriymiş.

Çunku 18 yaşına giren her deniz kızı suyun üstüne çıkıp, güneşin ve rüzgarın tadını alarak dünyayı seyredebilirmiş.

Sevgili kızlarım, bizim deniz krallığı kurallarımızda insanlarla konuşmak yasaktır.

Onların hayatları bizimki gibi değildir.

Biz denize aitiz, onlar karaya ve havaya. Sakın onlara yaklaşmayın.

Ama babacım bizden farklı olsalar bile, ben insanları çok merak ediyor ve görmek istiyorum.

Elbette küçük kızım. 18 yaşına çok az kaldı.

Kuralları çiğnemeden benim sözümü dinleyerek bir gün sen de suyun üstüne çıkacak, güneşin ve rüzgarın tadını alarak dünyayı seyredebileceksin.

Küçük deniz kızının ablaları ona her geri geldiklerinde suyun üstünde gördüklerini anlatırlarmış.

Biliyor musun küçük kardeşim, yukarıda çok güzel esen bir rüzgar var. Güneş sıcacık.

Koca koca gemiler geçerken biz kimselere görünmeden yunuslar ile oynuyor, kayaların üstünde güneşleniyoruz.

Küçük deniz kızının hayaller kurarak 18. yaş gününü beklemekten başka yapabileceği bir şey yokmuş.

Çok heyecanlıyım ablacım, ama biliyorum beklemek zorundayım.

Ben de bu arada Yum Yum ile oynayıp, inci kolyeler yaparak vakit geçiriyorum…

Tabii ki hem kendime hem de size (hihihihihi).

Yum Yum küçük deniz kızının en yakın arkadaşı olan bir yunus balığıymış.

Zaman zaman saraydan çıkıp denizin dibinde beraber kovalamaca oynarlarmış.

Yum Yum beni yakalayamaaaaz, saklanırsam bulamaz…

ha ha ha…

Hadi Yum Yum yakala beni! Yum Yum beni yakalayamazsın… Yum Yum hadi yakala beni!

Gel buraya, dur, kaçma, yakalayacağım seni. Gel buraya dedim!

Kaçma, dur, yakalayacağım seni!

Daha hızlı yüzmen lazım! Kaplumbağa mısın, Yunus mu anlamadım? Hihihihi

Deniz Kızı mıyım ben? Kimse senin kadar iyi yüzemez.

Hadi yüzme yarışı yapalım.

Kaybedeceğimi bile bile neden yarışıyorsam…

Benimki de şapşallık!

hahaha, öyle deme Yum Yum… Bir gün belki sen kazanırsın.

Ama neyse başka zaman yarışırız, sen bana biraz daha inci getirebilir misin?

Ablalarıma inci kolye ve bilezikler yapmak istiyorum.

İstiridye yatağında uzanmış Yum Yum’u beklerken, Küçük Deniz Kızının yanına büyük annesi gelmiş.

Büyükanne, sana bir şey sorabilir miyim?

İnsanlar bize benziyor mu?

Hayır benzemiyor güzel torunum.

İnsanların bacakları var ve onların üstünde karada yürürler.

Yüzme bilmiyorlarsa denizde boğulabilirler.

Ayrıca bizler onlardan daha uzun ömürlüyüz ve karada da yaşayabiliriz.

Unutma kızım; gün gelip suyun üstüne çıktığında sesini kimseye sakın duyurma.

Çünkü en önemli özelliklerimizden bir tanesi de sesimizin sihirli olmasıdır.

Yani yukarıda hiç şarkı söyleyemeyecek miyim?

Sihirli olmasının ne zararı var ki?

Sesini duyanlar, duydukları yerden ayrılamazlar.

Kulakları senin sesinle dolar.

Seni görünceye kadar beklerler.

Haydi artık çok geç oldu, hem şimdilik bu kadar bilgi yeter.

İyi geceler güzel kızım.

Nihayet o büyük gün gelmiş…

Küçük Deniz Kızının 18. yaş günüymüş.

Mutlu yıllar güzel kızım.

Mutlu yıllar küçük kardeşim.

Tüm ailesi onu aralarına alıp, öperek doğum gününü kutlamışlar.

Küçük Deniz Kızı çok heyecanlıymış.

Suyun üstüne çıkıp dünyayı görecekmiş.

Babasına sarılıp veda etmiş ve arkadaşı Yum Yum la suyun üstüne doğru yüzmeye başlamış.

Babası telaşla bağırıyormuş…

Sana anlattıklarımızı sakın unutma. Yum Yum, kızım sana emanet!

Emin misin babacım, aslında yum yum bana emanet.

Çünkü ben ondan daha hızlıyım. Hahaha… Hay Allah’ım yine beklemedi! Nihayet küçük deniz kızı suyun yüzeyine çıkmış.

Artık denizin ortasında küçük bir kayaya oturmuş dünyayı seyrediyormuş. Ve gördüklerine hayran olmuş. Aman tanrım, gökyüzü ne kadar mavi.

Rüzgar ne güzel esiyor. Martılar ne kadar güzel canlılar! Her şey benim için o kadar yeni ki, rüyalarımdan bile daha güzeller.

Prensesim dikkat et, bir gemi yakınımızdan geçecek. Seni görmemeleri gerekir. Aaa o da ne? Ne kadar büyük bir şey bu!

İnsanlar denizde uzun süre yüzemezler ve deniz altında da hava alamazlar. Yüzdüklerinde de yavaş yüzerler. En hızlıları bile bir gemiye yetişemez.

Bu yüzden insanlar hem seyahat etmek için, hem de yük taşımak için eski çağlardan beri gemileri kullanırlar.

Peki geminin en önünde, denizi seyreden de kim? Sanırım yukarıdaki krallığın gemisi bu ve denizi seyreden de o krallığın prensi.

Çok dikkatli ol, bu tarafa doğru bakıyor! Birden Küçük Deniz Kızı’nın içinden şarkı söylemek gelmiş.

O sihirli güzel sesiyle, başlamış şarkı söylemeye:

La la la la laaaaa…

Aman prenses, ne yapıyorsun sen? Umarım prens duymaz şarkı söylediğini.

Yoksa asla bizi bulmadan ayrılmaz buradan, bilmiyor musun?

Ama deniz kızı kendini tutamıyormuş.

Şarkı söylemeye devam etmiş.

Prensin cazibesinden kendini alamıyormuş.

Prens de Küçük Deniz Kızı’nın sesinden adeta büyülenmiş.

Bu ne kadar güzel bir ses!

Bunu söyleyen kız da çok güzel olmalı.

Gemiyi hemen kayalıklara yanaştırın, ses oradan geliyor!

Fakat Prensim; gemiyi kayalıklara yaklaştırmak çok tehlikeli.

Gemimiz taşlara çarpıp zarar görebilir. Hem ayrıca hava da bozuyor, her an fırtına çıkabilir. Emin misiniz?

O kızı bulmam lazım, ne gerekiyorsa yapın!

Emredersiniz prensim! Hedef kayalıklar!

Allah’ım sen bizi koru.

Küçük Deniz Kızı, kayalıklarda bir yerlere iyice saklanmış.

Prens onu görmemiş ama aceleyle kaçarken düşürdüğü inci bileziği görüp, adamlarına seslenmiş:

Çabuk karaya çıkın ve o inci bileziği bana getirin.

O çok güzel bir deniz kızıydı, eminim!

İnci bileziği eline alıp incelerken, aniden korkunç bir fırtına çıkmış.

Deniz kararmış, gök gürlemiş, koca koca dalgalar gemiyi, kayalara çarpıp paramparça etmiş. Prens de denize düşmüş! Yum Yum prens denize düştü…

Hemen onu kurtarmalıyız!

Küçük deniz kızı ve Yum Yum kayalıklardan denize dalmış ve prensi denizden çıkartıp sahilde ki kumsala yatırmışlar.

Ne olur aç gözlerini aç, seni kurtardım (ıhı ıhı ıhı…) Lütfen… lütfen….

Prensin başında, kendisine gelmesini beklerken, bir anda gözleri hafifçe aralanmaya başlamış.

İlk gördüğü küçük deniz kızının deniz mavisi güzel gözleri olmuş.

Benim hayatımı kurtardın, teşekkür ederim.

Sonradan boynundaki inci kolyeyi görmüş,

ve hemen kayalıklardaki, sesini duyduğu, büyülendiği, cebinde sakladığı inci bileziğin sahibi olan

deniz kızı olduğunu anlamış. Sevinçle…

Ne güzel bir mucize bu…

Seni o kadar aradım ki… Üstelik şimdi hayatımı sana borçluyum.

Tam o sırada sahile koşan askerler prens ve deniz kızını görmüşler.

Küçük Deniz Kızı çabucak tekrar denize dalmış.

Yumyum da arkasından.

Askerler Prensi derhal saraya götürmüşler ve krala olan biteni anlatmışlar.

Prens her gün saatlerce balkonundan denizi seyrediyor, acaba deniz kızı tekrar gelir mi diye bekliyormuş.

Su altına dönen Küçük Deniz Kızı ise o kadar mutsuzmuş ki, yemeden içmeden kesilmiş.

En yakın arkadaşı Yum Yum ile dertleşiyormuş.

Yum Yum, git ne olur sahile yeniden bak, bana prensten bir haber getir.

Prens her gün sarayın balkonundan denizi seyrediyor ve galiba senin sahile çıkmanı bekliyor

bir şeyler yapmalıyız, ama ne?

Kral küçük kızının bu halini görünce hem çok kızmış hem de çok üzülmüş!

Kızım sen deniz altı kurallarını çiğnedin.

Hiçbir insana yaklaşmaman gerekiyordu! Büyüklerinin sözünü dinlemeliydin. Ne oldu böyle sana?

Ama babacığım… Her canlıya iyilik yapmalıyız diyen sen değil misin? Prensi kurtarmasaydık orada ölecekti.

Evet haklısın, ama yine de kanunlarımız gereği insanlara yaklaşmaman gerekiyordu! Cezalısın!

Kral, Küçük Deniz Kızına 1 ay boyunca su yüzüne çıkmama cezası vermiş.

Küçük Deniz Kızı bu durumdan dolayı oldukça üzgünmüş, prensi düşünmeden duramıyormuş.

Bir gün Yumyum deniz kızının yanına gelip,

Aslında… şey… tanıdığım bir ahtapot var.

O da mucizeler yaratan bir cadı tanıyormuş.

İstersen ona gidip derdimizi anlatalım, belki o bize yardımcı olabilir.

Ne dersin? Hı?

Hemen gidelim o zaman! Zaten cezam 1 aydı, o da bu gün bitti… Artık su yüzüne çıkabilirim.

Birlikte hızlıca yüzerek cadının mağarasına gitmişler.

Orası yılanlar, akrepler, su da yaşayan örümceklerle dolu korkunç bir yermiş.

Cadının da onlardan aşağı kalır bir yanı yokmuş.

Çirkin yüzü, korkunç bir sesi varmış.

Onları mağaranın girişinde karşılamış.

Seni tanıyorum Küçük Deniz kızı. Söyle bakalım benden ne istiyorsun?

Benim de insanlar gibi iki bacağım olmalı. Su yüzüne çıkmalıyım.

Prensi bulup onunla sahilde yürüyüş yapıp dans etmek istiyorum.

Bu isteğin benim için çok kolay bir şey.

Sana insanlar gibi iki bacak ve iki ayak verebilirim, ama karşılığında senin de bana bir şey vermen gerek.

Kabul mu?

Kabul… Ne istersen veririm. Yeter ki prensle sahilde yürüyüş yapıp, dans edebileyim.

Cadının ne zamandır aradığı fırsat ayağına gelmiş.

Hep o çok çirkin sesini beğenmez, değiştirmek istermiş.

Madem kabul… o zaman karşılığında sesini bana vereceksin!

Tamam.. tamam… hemen bana iki ayak ver lütfen, bir an evvel gitmem gerek!

Sana bir iksir vereceğim, onu su yüzüne çıkınca içeceksin, hemen ayakların çıkacak.

Yalnıııız, bu sihir 3 gün içinde bozulur.

Eğer prens bu üç gün içinde sana evlenme teklif etmezse tekrar deniz kızı olacaksın…

Ama asla sesin olmayacak.

Küçük Deniz Kızı ve Yum Yum iksiri kaptıkları gibi, beraber su yüzüne çıkmışlar.

Deniz kızı iksiri içmiş ve bir anda gerçekten iki bacağı ve iki ayağı olmuş.

Artık prensin gelmesini beklemeye başlamış.

O sırada prens balkona çıkmış ve birden kızıl saçlı kızı görünce koşarak sahile gelmiş.

Merhaba ben bu ülkenin prensiyim. Sen o aradığım deniz kızına benziyorsun, ama senin ayakların var.

Sen o olamazsın, peki sen kimsin?

Zavallı deniz kızı ağzını açıp olanları anlatacakmış ki, sahiden hiç sesi çıkmamış.

Çok üzgünmüş.

Prens onun perişan halini görünce acımış ve alıp saraya götürmüş.

Ne tuhaf, aynı mavi gözler, aynı kızıl saçlar

ve aynı inci kolyesi olan, ama deniz kızı olmayan ve konuşamayan bir kız bu.

Bendeki inci bileklik kimin olabilir acaba?

Bu arada prensin babası kral da oğluna evlenebileceği bir prenses bulmuş ve ona baskı yapıyormuş.

Zavallı deniz kızı korkuyla ve üzüntüyle prensten gelecek evlilik haberini bekliyormuş.

Ya benim o aradığı deniz kızı olduğumu anlatamazsam?

Ya beni hiç tanıyamazsa? Ne yaparım?

Tekrar deniz kızı olacağım, hem de konuşamayan ve şarkı söyleyemeyen bir deniz kızı.

Yumyum ile oyunlarımız bile artık hayal olacak.

Büyünün 3. ve son günü de gelmiş çatmış.

Küçük Deniz Kızı Sahile inip denize bakarak gözyaşları döküyormuş.

Ama Yumyum da boş durmamış, çoktan su altına inip, olan biteni krala anlatmış.

Kral da öfkeyle ve yanında balina askerleri ile birlikte cadının mağarasına gitmiş.

Eğer hemen kızımın sesini geri vermezsen, seni ömür boyu bir balinanın karnına hapsedeceğim.

ama biz bir anlaşma yapmıştık!

Kralın olarak emrediyorum… Derhaaal kızımın sesini ona geri ver!

Cadı korkuyla kabul edip, bir cam şişenin kapağını açmış ve Küçük Deniz kızının sesini serbest bırakmış.

Bir anda prensesin büyülü güzel sesi tüm sulara yayılmış.

Küçük Deniz Kızı sahilde gözyaşı dökerken bir anda denizden gelen kendi sesini duymuş.

Aman tanrım, bu benim sesim!

Artık konuşabiliyorum.

Bir de bakmış karşıda bir kayalığın üstünde tüm ailesi ona el sallıyor ve öpücükler gönderiyorlarmış.

Artık Küçük Deniz Kızı çok güzel sesi ve de ayakları olan bir kızmış.

Kral babası karşı kayalıklardan kızına seslenmiş:

Sevgi bazen bütün kurallardan daha önemlidir kızım.

Koş prense kendini tanıt ve artık mutlu ol.

Biz ailen olarak sık sık buraya seni görmeye geleceğiz.

Küçük Deniz Kızı heyecanla saraya koşmuş.

Prense her şeyi bir bir anlatmış.

Aradığı deniz kızını bulan prenste hemen evlenme teklif etmiş ve inci bilekliğini de koluna takmış.

Prens ve Küçük Deniz Kızı evlenmişler ve Küçük Deniz Kızı artık karanın da prensesiymiş.

Küçük Deniz Kızı her sabah uyandığında, sarayın balkonundan denize doğru ailesine seslenip;

her şey için çok teşekkür ederim deyip onlara el sallarmış.

Prens ve Prenses Küçük Deniz Kızı ömür boyu mutlu ve huzurlu yaşamışlar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Optimized with PageSpeed Ninja