Bremen Mızıkacıları oku
5/5

Bremen Mızıkacıları oku

Bremen Mızıkacıları bir eşek, bir horoz, bir köpek ve bir kedidir. Grimm Kardeşler’in bu eğlenceli Masalı , müzik yaparak güzel bir yaşam kazanabileceklerine inanan dört çiftlik hayvanıyla ilgili.  İyi okumalar Çocuklar.

Bir varmış bir yokmuş. Bir zamanlar yaşlı bir değirmenci ve yıllardır onunla beraber yaşayan emektar bir eşeği varmış. Tarlada yetiştirdiği mısırları eşeğine taşıtarak, değirmene götürüp un yaparmış.

Yaşlı değirmencinin eşeği zamanla yaşlanmış. Artık mısırları değirmene taşıyamaz olmuş. Ama değirmenciye de güçlü, kuvvetli, genç bir eşek lazımmış.

Bunca zaman kendine hizmet eden eşeğe çok üzülse de ayrılmaları gerektiğini biliyormuş. Artık sen çok yaşlandın. Benim yüklerim de çok ağır.

Bak mısırları değirmene taşırken ne kadar zorlanıyorsun. Maalesef artık seni serbest bırakıp, genç bir eşek almak zorundayım. Ama bence üzülme.

Hep “Çok güzel sesim var ve de çok yetenekliyim.” deyip, bir orkestra kurmak istediğini söylerdin. İşte sana fırsat! Yarından sonra hayallerinin peşine gidebilirsin.

Eşek o gece sevinçle ahırında hayaller kurarak dinlenmiş. Son güne kadar sahibini hiç üzmediği için içi çok rahatmış. Ama ondan ayrılacağı için de biraz üzgünmüş.

Görevini fazlasıyla yapmış olmanın rahatlığıyla uykuya dalmış. Ertesi gün erkenden Bremen şehrine doğru yola koyulmuş. Bir hayli yürüdükten sonra, bir evin bahçesinde ağlayan yaşlı bir köpek görmüş.

Hayrola köpek kardeş, ne oldu? Niye ağlıyorsun?

Nasıl ağlamayayım.. tüm yiyeceklerim bitti. Sahibim çok önemli bir iş için kasabaya gitmişti ve akşama gelecekti. Fakat uzun bir zaman gelmeyecekmiş. Başının çaresine bak diye haber yollamış. Bu yaşta ben nereden kemik bulabilirim!

Şimdi ne yapacağım? Çok üzüldüm.

Ama ağlamanı gerektirecek bir şey yok. Bence hayatını yeniden kurmak için bir fırsat çıkmış!

Nasıl yani?

Ben de seninle aynı durumdaydım. Ve şimdi yeni hayatıma doğru yola çıktım. Bremen’e gidiyorum. Orada bir orkestra kuracağım. İstersen sen de orkestramda davul çalarsın. Köpekçik eşeğin teklifini sevinçle kabul etmiş. Ve beraberce yola koyulmuşlar.

Çok geçmeden başka bir bahçede, kapının kenarında somurtup duran bir yaşlı kediye rastlamışlar. Onu öyle görünce, çok merak edip sormuşlar;

Kedi kardeş ne oldu sana? Neden suratın bu kadar asık?

Miyaav..

Ahhhh ahhh.. Eskiden ne kadar mutluydum! Bahçede koşar, oynar, ağaçlara tırmanırdım. Farelerin benden ödü kopardı. Ama artık çok yaşlandım.

Sadece bir minderde uyumak istiyorum. Fareler de etrafımda zıp zıp zıplıyorlar. Ve umurlarında bile değilim. Bundan dolayı sahibim çok genç bir kedi alacağını söyledi.

Ahh tamam buldum! Sen de bize katıl ve Bremen’e gel. Biz de aynı durumdaydık ve orkestra kurup, yeni bir hayata başlamak için yola çıktık!

Sen de hayatını değiştirmek istemez misin? Elbette isterim!

Hem patilerim hala işe yarıyor. Çok da güzel gitar çalarım. Üçü birden yeniden yola koyulmuşlar. Çok geçmeden, bir çiftliğin önünden geçerken, çitin üstüne tünemiş bir horoz görmüşler.

O da biraz üzgün görünüyormuş. Merhaba, horoz kardeş. Nasılsın?

Üüüü üüüüü.. Çok üzgünüm. Şarkı söylemeyi çok sevdiğim halde, çok yaşlandığım için erkenden sahiplerimi uyandıramıyorum.

Hep geç kalıyormuşum. Beni artık kümese bile almıyorlar. Sen tam aradığımız arkadaşsın! Orkestra kurup yeni bir hayata başlamak için yola çıktık ve orkestramızın solisti yoktu.

Sen olur musun? Bizimle Bremen’e gel, yeni hayatına başla!

Horoz bu teklifi kabul edip, sevinçle gruba katılmış. Ve Bremen’e doğru yola devam etmişler.

Üüüüü üüüüü! Bir hayli yürümüşler, yürümüşler, yürümüşler… Artık hava kararmış ve çok yorulmuşlar. Bir ağacın altında dinlenmeye karar vermişler. Horozla kedi ağacın tepesine çıkmış. Köpekle eşek de dibine uzanmışlar. O kadar acıkmışlar ki açlıktan gözlerine uyku girmiyormuş.

Hiç tanımadıkları bir yerde, geceyi nasıl geçireceklerini düşünüyorlarmış ki… Üüüüü üüüüü İleride bir ev görüyorum. Penceresinde de ışık var. Elbette yemek de vardır! Karnımızı doyurup bence orada dinlenebiliriz.

Haydi yürüyün!

Koşa koşa eve varmışlar. Eşek pencereden içeriye bakıp, arkadaşlarına bilgi vermiş. İçeride hayduta benzeyen 3 adam var.

Silahlar var!

Masada bir sürü yemek var!

Ayrıca paralar ve mücevherler var!

Eşek başlamış plan kurmaya. Bizim eve girip karnımızı doyurabilmek için bu haydutları evden bir şekilde kaçırmamız gerek. Tamam! Buldum! Planı açıklıyorum. Sen sırtıma bin köpek kardeş. Kedi kardeş sen de köpeğin sırtına çık. Horoz da en tepeye çıksın. Ben üçe kadar sayacağım. Ve üç deyince hep bir ağızdan bağıracağız.

Tamam mı?

Bir

İki

Üç

Hep bir ağızdan bağırarak, acayip sesler çıkarmışlar. İçeridekiler bu avaz avaz sesi duyunca çok korkmuşlar. Ne olduğunu anlamadan kendilerini dışarı atıp, kaçmışlar.

Planın işe yaramasının mutluluğuyla, dört kafadar da dalmış içeriye. Uuuuu harika yemekler varmış burada! Baksanıza! Ciğer ve süt bile var. Bifteğin büyüklüğünü görüyor musunuz? Mısırların hepsi benim ona göre! Masanın etrafına oturup, bir güzel karınlarını doyurmuşlar. Paraları da güzelce saklamışlar.

Karınlarının doymasıyla, hepsinin uykusu gelmiş. Ve ışıkları söndürüp, uykuya dalmışlar. Dışardan evi gözetleyen haydutlar, ışıklar sönünce, ne olduğunu anlamak için tekrar eve girmek istemişler.

İçlerinden birini öncü olarak seçip, evi kontrol etmesi için göndermişler. İçimizden birinin evi kolaçan etmesi gerekiyor. Sen ne olduğuna git bir bak, sonra bize haber ver.

Neden hep ben bakıyorum acaba?! Çünkü aramızda en zeki ve cesaretli olan sensin. Öyle mi gerçekten! Tabii tabii öylesin, haydi git! Hehehehe Hahahaaa inandı şapaş! Eve varan haydut, kapıyı aralayıp, içeriye kafasını uzatmış.

Karanlıkta kedinin gözlerini ateş sanmış. Dışarıda çok üşüdüğünden, ısınmak için elini uzatmış.

Miyaaaavvv!!

Bunu fırsat bilen kedi, adamın yüzüne atlayıp, feci bir şekilde tırmalamış. Perişan etmiş!

Miyaaav!

Haydut canını kurtarmak için kaçmaya çalışırken, kapının kenarında yatan köpek, bacağını ısırmış. Olanı biteni izleyen eşek de adamı bir güzel tekmelemiş. Üüüüü üüüüü! Horoz da o sırada ciyak ciyak ötüyormuş.

Kaçın kaçın!

Sakın o eve bir daha gitmeyin! Orası artık bizim için çok tehlikeli. İçeride bir sürü korkunç yaratık var! Ben kaçarken de birisi;

“Çabuk bunu yakalayın!” diye bağırıyordu. Böylece dört kafadarın artık bir evi ve paraları olmuş.

Bremen’e gidip, sık sık konser vermişler. Halk onları tanımış ve çok sevmiş.

Eşek mızıka, köpek davul, kedi gitar çalıyor, horoz da şarkı söylüyormuş. Dört arkadaş ömürlerinin sonuna kadar hayallerini gerçekleştirip, mutlu ve mesut yaşamışlar.

Alkışlar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Optimized with PageSpeed Ninja