12 Dans Eden Prenses
5/5

12 Dans Eden Prenses oku

Prenses masal ve hikayesi olan, güzel ve dans etmeyi seven kızı anlatmaktadır. Bu kızın 12 kardeşi bulunmaktadır. Haydi okumaya başlayalım. 12 Dans Eden Prenses

Bir varmış bir yokmuş.. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, çok eskiden, uzak bir ülkede bir kral yaşarmış… Bu kralın tam 12 tane kızı varmış. Bunların hepsi birbirinden güzel, birbirinden sevimliymiş.

Kral onların saraydan dışarıya çıkmalarına izin vermiyormuş. Sadece bahçede dolaşabiliyorlarmış. Kral ve kızları normal bir hayat sürerken,

Bir sabah babalarına günaydın diyerek kahvaltıya oturduklarında..

Ooooo

Kral bir de bakmış ki, kızların ayakkabıları paramparçaymış. Kral bu duruma şaşırmış..

Ama yine de yardımcılarına emir verip, kızlarına yeni ayakkabılar aldırmış. Ancak o günden sonra her sabah kahvaltıya geldiklerinde, kızların ayakkabıları eskimiş oluyormuş. Kral bu duruma hiç anlam veremiyormuş. Ve şaşkınlıkla ne olduğunu anlamaya çalışıyormuş.

Geceleri oda kapısına kilit vurdukları halde, bu böyle devam etmiş.. Bu olayı çözmek için kralın aklına çok iyi bir fikir gelmiş.

Askerler! Ülkeye haber salın!

Kim bu olayı çözerse, kızlarımdan birini onunla evlendireceğim! Ve ben ölünce yerime o kral olacak!

Her gün ayakkabıların neden bu kadar eskidiğini bulmak için… 3 günleri var bu genç adamların! Fakat… 3 gün içinde bulamazlarsa, zindana arılacaklar!

Askerler bu haberi bütün ülkeye yaymış.. Ülkedeki bir çok genç, bu olayı çözmek için saraya geliyormuş.

Ama hepsi kızların kapısının önünde beklerken uyuya kalıyor ve zindana atılıyormuş. Saraya yakın bir köyde, çok yakışıklı, iyi kalpli bir genç varmış.

Kralın küçük kızını çok beğenirmiş. Genç delikanlının anneannesinden başka kimsesi yokmuş. Birlikte yaşarlarmış. Bir gün anneannenin aklına bir fikir gelmiş.

Neden sen de bu haber için şansını denemiyorsun? Hep kralın en küçük kızını beğendiğini söylerdin. Şimdiye kadar yüzlerce kişi bu iş için saraya gitti. Hiçbiri bunu başaramadı.

Benim için de imkansız görünüyor. Hem biz çok fakiriz, kral kızını asla bana vermez! Aklını kaçırmış olmalısın anneanne!

Hiç de bile… Sen benim dediklerimi yap, başaracaksın! Sana babandan kalan sihirli bir pelerin veriyorum.

Aaaa! Bunu taktığın anda görünmez olacaksın. Ha! Bir de sakın saraydayken hiç bir şey yiyip, içme! Haydi iyi şanslar! Genç delikanlı, bu görünmezlik pelerinine çok şaşırmış olsa da, hemen saraya gidip bu iş için geldiğini, şansını denemek istediğini söylemiş.

Nöbetçiler onu da diğer şansını denemek için gelenler gibi, kızların kapısının önüne götürmüşler. Gece olunca kızlardan en büyük olanı, bir bardak suya uyku ilacı koymuş. Ve dışarı çıkıp kapıda bekleyen gence uzatmış.

Hava sıcak. Susamışsınızdır. Buyurun… Eğer isterseniz, bir bardak daha getirebilirim? Teşekkür ederim! Evet, çok susamıştım.

Çok susamış olan genç, ilaçlı suyu içince… sabaha kadar uyumuş! Ertesi gece yine beklerken, bu sefer başka bir kız, limonata getirmiş. Dayanamayıp yine içmiş.

Kendisini ayırılan odaya gidip, horul horul uyumuş.. Sabah uyandığında… Ne kadar aptalım! Nasıl da bu kızlara inandım?!

Oysa ki anneannem bana hiç bir şey yiyip içme demişti. Bu gece son gecem!

Mutlaka başarmalıyım! Yine kapının önüne gitmiş. Kızlardan biri, bu sefer meyve suyuyla kandırmak istemiş. Bizim genç, meyve suyunu içiyor gibi yapıp, kız içeri girince, yanındaki saksıya dökmüş. Çiçeğin yanına oturup, uyuyormuş numarası yaparak, horlamış.

Bakın bakalım kapıda bekleyen çocuk uyumuş mu? Kızlardan biri, kapıdan başını uzatıp onu kontrol etmiş. Duymuyor musun? Horul horul uyuyor.

Artık tamam! Serbestiz! Gece saat 12’de, genç delikanlı pelerini giyince birden görünmez olmuş. Yavaş yavaş kızların odasına girmiş. Kızlar son derece güzel giyinmişler. Saçlarını tarayıp, süslenmişler.

Odalarında büyük bir ayna varmış. Karşısına geçmişler. En büyük ablaları, aynaya elini sürüp, bir de öpücük yollamış. Ayne hemen yan tarafa doğru kaymış ve bir mahzene giden bir merdiven ortaya çıkmış.

Genç delikanlı hayret ve şaşkınla olanları seyrederken, kızlar teker teker merdivenden inmişler. Tabii o da peşlerine takılmış.

Merdivenlerden inerken, delikanlının karanlıkta ayağı bir şeye takılıp düşünce, prensesin eteğine tutunmuş!

Ayyy! O da ne!? Birisi eteklerimi çekiştiriyor! Sana öyle gelmiştir, burada bizden başka kimse yok.

Yüzlerce basamak inmişler. Sonunda bir ormana gelmişler. Bu ormandaki yapraklar altın, dalları gümüş, üstleri de elmas doluymuş.

Genç hayranlıkla seyrederken, onlardan birer tane almayı ihmal etmemiş. Dönüşünde elinde bir kanıt olsun istiyormuş. Çok uzun bir süre orman yolunda ilerleyip, yürümüş, yürümüşler…

Yolun sonunda bir göl çıkmış karşılarına. Gölde tam 12 kayık, prensesleri bekliyormuş.

Hepsi birer kayığa binerken, onlara kayıklardaki gençler yardım ediyormuş. Delikanlı en sonuncu kayığa atlamış.

Allah Allah!? Bu kayık bugün biraz ağır sanki. Üç kişi taşıyormuşum gibi.

Sen biraz kilo mu aldın prenses? Hıhmm! Gölün karşı kıyısında, görkemli, ışıklar içinde bir saray görünmüş. Müzik sesleri her yerden duyuluyormuş. Hepsi birlikte içeri girmişler. Kızlar çılgınlar gibi, kavalyeleri ile dans etmişler.

Sarayın tüm bardakları kristal, çatal kaşıkları gümüştenmiş.

Genç delikanlı gördüğü bu şahane şeyleri seyrederken,

bir parça pasta yiyip, biraz su içmek istemiş. Altın tabaklarda duran pastalardan bir dilim kimseye belli etmeden yemiş. Ama kristal bardaktan su içerken yakalanmış.

Ayyy! İnanmıyorum! Şuraya bakın! Bardak havalandı!? Sanki biri su içiyor gibi. Bu çığlıkla genç delikanlı, elindeki bardağı yere düşürmüş. Bardak tuzla buz olmuş.

Hayal görüyorsun. Aslında dans etmekten çok yorulduk. Sen de o bardağa çarptın. Haydi neredeyse sabah olacak.

Doğru saraya…

Ama ama!? Kızların artık saraya dönmesi gerekiyormuş. En büyük abla kardeşlerini toplamış.

Aynı yollardan genç adamla birlikte geçerek saraya dönmüşler.

Genç adam nihayet ayakkabıların sırrını çözdüğü için çok mutluymuş.

Derhal kralın huzuruna çıkmış.

Majesteleri, sizi saygıyla selamlıyorum.

Ayakkabıların neden bir günde eskidiğini öğrendim saygıdeğer kralım.

Kızlarını her gün gizli bir geçitten geçerek,

sihirli bir ormana gidiyorlar.

Oradan da başka bir saraya geçip,

çılgınlar gibi dans ediyorlar.

Ayakkabıları da bu yüzden eskiyor ve parçalanıyor. Zavallı kral bu duruma çok şaşırmış ve inanmak istememiş.

Bugün senin son günündü. Zindana gitmemek için yalan söylemediğini ne bileyim? Efendim, yanımda bir sürü kanıt var. Gümüş bir dal, altın bir yaprak, elmas bir meyve ve kristal bir bardak. Kral gördükleri karşısında çok şaşırmış.

Ama bu sır çözüldüğü için de keyfi yerine gelmiş. Genç adamla beraber kızların gittiği yerlere tekrar gidip onun doğru söylediğini kendi gözleriyle de görmüş. Evet! Haklıymışsın. Söyle bakalım, hangi kızımla evlenmek istiyorsun?

Majesteleri, küçük kızınız da kabul ederse, onunla evlenmek isterim. Tabii siz de uygun görürseniz. Genç adam ve küçük prenses evlenip, bir ömür mutlu yaşamışlar ❤️

Delikanlı anneannesini saraya aldırmış. Her şeyi aslında ona borçluymuş. Diğer kızlar bu işten pek memnun olmasalar da bir daha izinsiz hiçbir yere gitmeyeceklerine söz vermişler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Optimized with PageSpeed Ninja